Leyla ve Mecnun / Nur Tatar

Leylamı gördünüz mü ?
Saçında bir bahar vardı bitmez
İçinde dinmez bir beste
Güller vardı kaşında deste deste

.

Leylamı gördünüz mü?
Gülüşüne uyanırdı âlem
Dağılırdı bütün bir elem
Su gibi azizdi çeşmelerden dökülen

.

Leylamı gördünüz mü?
İçimi yazardı elinde bir kalem
Dilinde bir zikir Ya Hu diyen
Geceme pencerelerden yıldızları döken

.

Leylamı gördünüz mü?
Çölü görünce pes etmeyen
Güneşe usulca türküler söyleyen
Leylamı gördünüz mü her adımda şükreden

.

Leylamı gördünüz mü?
Ümitlerden taç vardı başında
Bakışında dinlenir ince bir ney
Sesi duyulur bir billur akışında

.

Leylamı gördünüz mü?
Ömrümde çalınan şiir güftesi
Her adımda değişir içimin sesi
Çiçeklerimin solmaz bahçesi
Derdimin bizcesi Leylamı gördünüz mü

.

HALİM / Beyruha

Çığlık çığlığa gönül, taşmaz ki içten dışa
Yoldan umudu kesti, küskün bağırda taşa
Şiirin öznesi yok, yükleminde dert başa
İbresi ayrılıkta, kalmış sanki zamanın

.

Susmuşsam sebebi var, mihnetimde hep kahır
Güç yetmeyen bu acı, artık kalbime ağır
Kasırgalar savurur, lakin duyanlar sağır
Ateşinde boğuldum şu bacasız dumanın

.

Gençliğin hazanına, erdim vakit tamamdır
Evvelimi unuttum, elim duvar ve camdır
Hüznün neşteri bana, yüreğim ona damdır
Devası nedir bilmem, dilimdeki emanın
Beyruha

Duygusal Renk Kopuşu / Farzımuhal

Dedim cana merhem derd-i yâr olur

Dedi yâr dertlisi bikarar olur

Dedim çakıl ne ki yollar dikenli

Dedi yürüyene çemenzâr olur

Dedim gaflet beni koymuyor yola

Dedi fark edene ilan ar olur

Dedim hem nasihat hem balyoz sözün

Dedi anladığın sana kâr olur

fisiltilar yukseldi sovaleden ;

ben step’sarısı

uçsuzluğa payanda

ben sararım buğday toplayan köylü kızları

geceleri avlanmayan rengim ben

hem masum

hem uçarı

beni idam etmeyin

ben ırk’arası

afrikalı bebeğin teninde ,

ayrımcılığa karşı asil duruşumda saklıdır direncim

ben kömür karası,

ben gönül yarası,

babasız çocuğun şuur altında

bir maden göçüğü sonrası

beni sürgün etmeyin

ben gök’grisi

kâh mutlu evlerin bacalarında dans ederim

kâh bulutların kucagında

kül rengi katliamlar artığı bir savaşzedeyim

bomba olup atılırsam beni bağışlayın

anneler,çocuklar ve Hüma kuşları

beni kurşuna dizmeyin

ben alelade bi’rengim

özümde masum,

bana yükleyerek tum soykırımları

kurtulacaksa eğer insanlık

kabulüm

beni infaz edin

yetim bir gökkuşağı altında

sizler renksiz şarkılar söyleyin g’ayrı

Anneler,çocuklar ve Hüma kuşları ölürken

suçlayın idam ettiğiniz butün renkleri

deliksiz uykularla bekleyin

Mahşeri…

Dedim yükün ağır belli derdin çok

Dedi bu bir sırdır fa’ş etme sakın

Dedim şifa için yarana tuz dök

Dedi kanadıkça nekahet yakın

Farzımuhal

Güle Gitmek / Cihangir Asyalı

Bir gül durur tenimde; ben bir gülde dururum.
Döverim sözcükleri, dudağımın örsünde.
oku! -okurum. oku! -okurum.
örsün de o örümcek, konsun da o güvercin,
mağaradır bu kalbim, yavaşça sokulurum.

.

‘gül! ’ de, durma; ‘gül ’ de dur!
budur usulü aşkların. durur mu?
doğar gün, tutulur gece, tutuşur güneş.
…susulur.
boşalır sağanak sağanak, nurdan bir yağmur.

.

vururum kumları yüzüme şimdi; giyinirim çölleri.
uçurumlar kuşanırım en tenha gecelerde.
durulur mu, diyorsun. -elbette ki durulur.
ve diner bu kasırga, sararım gökyüzünü;
doğrulur yüreğime, özledikçe o yağmur.

.

gün olur, bir taze bahar kurulur; gül olur.
sevinirim, sözler yetmez; sürerim gözlerime.
o gün olur… ve sonra,
an susar, zaman durur, söz kesilir sükûn ile.
açılır kapılar bir bir; giderim ‘gül’e ‘gül’e.

Mazgal / Erkan Bilgin

Bir haber, bir gözyaşı, bir müjde

Dünyaya açılan bir demir pencere

Kesilir her bakış, demir dile gelince

Gözler mazgal, ses mazgal , yürekler mazgal

.

Gözlerde ümit, kalplerde tevekkül açar

Zülüm olsa bile kaderden kim kaçar

Bırakır mı hiç yaradan kulunu naçar

Mazgal nur, demir nur, beton nur

.

Dertler sükût eder, hemdertler tebessüm

Biri ağlar geceye , gözyaşı döker  cisim

Işıktan fırçalarla tamamlanırken bir resim

Mazgal susar, demir susar, beton susar

.

Mazgal, keser mi sesini içerdeki çılığın

Mazgalın diğer yanı umursuzca bir yığın

Yığından çıkmaz bir ses, sen Allah’a sığın

Kulaklar sağır, vijdanlar sağır, insanlık sağır

.

Bir müjde bekler alınlardaki seccade

İsmin yankılanır beton ve demirde

Dualar taşar mazgaldan , biliriz emir sende

Derman sensin , müjde sensin, hüküm sen

Kader sensin, ressam sensin, resim ben.

âhminelaşk / Farzımuhal

varlığın gamzede yapıncak

hasretin natuvan ingiliz kırbacı

afrika gibisin sevgilim

ürkek, olağan ve hazırlayıcı

âhminelaşk ” travmalara

.

bir oranj sitem düşer yanağından

bir pigme utancı sarmalar seni

afrika gibisin sevgilim

sende, sensiz yürümek tehlikeli

vehâlâtihî

.

iki mevsim gülersin ben dört  bilirim

senden önce harmatan öper sakalımdan

ve uğramaz buralara nevroz 

sen gülmedikçe 

afrika gibisin sevgilim

yağmur ve toz arasında

ahrakakalbîbi-harârâtihî

Gönlü pırlanta olanlara içelim (@kahekasu) / Emin Osman Uygur

Gönlü pırlanta bir akşam vakti

Bir yıldız sesime ses verdi

Ay sapsarı som altın gökte

Sahneye ansızın giriverdi

Süzüldü nice güzel duygular

Kalbime

Gönlüme

Ta içime

Sımsıcak bir tebessüm gibi

.

Sımsıcak bir tebessüm gibi

Gönlü pırlanta olanlara içelim

Tutalım el ele birlikte nice sıratlar geçelim

.

Sevdik bir kere vazgeçer miyiz

Girdik bahar iklimine geri döner miyiz

Dal dal çiçek çiçek ağaçlar gibiyiz

Güneşi maviyi hiç terk eder miyiz

Biz güller ülkesinin sessiz sakinleriyiz

Döküldük kırmızı güllerle

İklimlere

Mevsimlere

Aşk bahçesine

Sımsıcak bir tebessüm gibi

.

Sımsıcak bir tebessüm gibi

Gönlü pırlanta olanlara içelim

Zaman bükülsün biz mesafeler geçelim

.

Gönlü pırlanta bir akşam vakti

Bir yıldız duama üç kere âmin dedi

Üç cemre üst üste düştü bahçeme

Toprağı dirilten bir rüzgâr esti

Uçuştuk çınardan tohumlarla

Gündüzlere

Gecelere

Tüm saatlere

Sımsıcak bir tebessüm gibi

.

Sımsıcak bir tebessüm gibi

Gönlü pırlanta olanlara içelim

Bir yolcu gibi yollara takılmadan geçelim

.

Bir iftar sonrası yudumlanan çay

Hüzünlü kavuşmaların var mı bir tarifi

Bembeyaz bulutlar ay ve akşam vakti

Düştük gündeme düşen güzel bir haberler gibi

Şehirlere

Köylere

Karyelere

Sımsıcak bir tebessüm gibi

.

Sımsıcak bir tebessüm gibi

Gönlü pırlanta olanlara içelim

Selam olup gül olup gülüp geçelim

14.04.2022

eminou

Özgürlük Tutkusu / Abdullah Harun

Buluşsam sevgiliyle güneşin battığı an
Ve kaybolsam güneşle, gecenin yattığı an
Sonra yeniden doğsam zamanın ötesine
Sancısını çektiğim kıyamet koptuğu an

Kahkahası çınlıyor kulaklarımda çağın
Ruhum terliyor sanki düşündükçe zulmeti
Hayalini kuruyorum bilmediğim uzağın
Bir hayal ki dindiriyor içimdeki nefreti

Zum yapıyor vizyonlar adım başı çığlığı
Ajansların yaydığı bu ölüm kokusudur
Betonlaşmış kalplerin alaylı sırıtığı
Bir yanda direnense özgürlük tutkusudur

Zor muydun?/ Nur Tatar

Yok muydun bu sefer
Yalnızlığın sahralarında
Çok muydu masum yüreğin
Zalimlerin sofralarında
Bir demet gülle geldim bak kapına
Çokça da yoruldum aslında
Koştum durdum kimsesizliğin sokaklarında

Kor muydun yoksa ocaklarda pişen
Yuvarlanan sen miydin peki
İçimin dik yamaçlarında
Zor muydun ey yâr ?
Kayboldum ben asrın sorularında
Söyle şimdi hangi limandayız biz
Bir demir atsak güneşin kıyılarında

Uzaklara giden sessiz yol muydun?
Zamanın tuzaklarına bir son muydun?
Garipliğimi asmışlar kara duvarlara
Şimdi üzerimde bin bir yama
İnsanın yendiği âlemde sen tok muydun?
Ey dünya söylesene bana
Yoksa sırtımda ki zehirli ok muydun?

Edilmemiş Vedalar / Kübra Aydın

Elveda hüzün
Benim gamlı yüzüm
El sallarken vedalara yurtsuzlar istasyonunda
Hangi bankta yarım kalmış sözüm
Gitmek iki hece dilde yükü ağır sözde
Kalana tren penceresinin buğusu
Gidene gözyaşının büyüsü


Elveda sızım
Benim gizli saklım
Yaşanmamış sevdalardan arda kalan
Kırık dökük ne varsa omuzlarında
Söylenmemiş cümlelerde
Tükenmiş hayallerde
Özgürlüğe vurulan prangaların soğukluğu
Lacivert şehrin yosun kokusu


Elveda…
En deli yanım
Senle dolu rüyalarım
Kitapların arasında kurutulmuş çiçeklerim
Giderken dönüp arkama bakamadıklarım
Baksam gidemeyeceklerim
Kalsam yaşayamayacaklarım


Merhaba
Uzak bir sahilin memleket gören yamaçları
Bilinmedik bir diyarın
Dilsiz sokakları
Kimliğini kaybetmiş sol yanım
Adresi şaşmış düşüncelerim
Uzun bekleyişlerim
Sonu gelmez hikayelerim
Virgülsüz şiirlerim
Soluksuz seslenişlerim
Kayaların altına gömdüğüm
Israrcı umutlarım

Merhaba…..

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑