Edilmemiş Vedalar / Kübra Aydın

Elveda hüzün
Benim gamlı yüzüm
El sallarken vedalara yurtsuzlar istasyonunda
Hangi bankta yarım kalmış sözüm
Gitmek iki hece dilde yükü ağır sözde
Kalana tren penceresinin buğusu
Gidene gözyaşının büyüsü


Elveda sızım
Benim gizli saklım
Yaşanmamış sevdalardan arda kalan
Kırık dökük ne varsa omuzlarında
Söylenmemiş cümlelerde
Tükenmiş hayallerde
Özgürlüğe vurulan prangaların soğukluğu
Lacivert şehrin yosun kokusu


Elveda…
En deli yanım
Senle dolu rüyalarım
Kitapların arasında kurutulmuş çiçeklerim
Giderken dönüp arkama bakamadıklarım
Baksam gidemeyeceklerim
Kalsam yaşayamayacaklarım


Merhaba
Uzak bir sahilin memleket gören yamaçları
Bilinmedik bir diyarın
Dilsiz sokakları
Kimliğini kaybetmiş sol yanım
Adresi şaşmış düşüncelerim
Uzun bekleyişlerim
Sonu gelmez hikayelerim
Virgülsüz şiirlerim
Soluksuz seslenişlerim
Kayaların altına gömdüğüm
Israrcı umutlarım

Merhaba…..

bir şebnem düşer / Mehmet Şahin Keskin

bir şebnem düşer

baharın ortasına

dirilişe “merhaba” der

boyun büker erguvanlar 

bahar mahşerinde 

neşeleri kısa sürer

.

bir şebnem düşer

hayatın ortasına

celbeder merhameti

şefkat kesilir anneler

şükür damlatır çeşmeler 

ikramlar birbirini izler

.

bir şebnem düşer

denizin ortasına

müjdeyle dolar gemiler

karşılık bulur bir gün 

duaya kalkan eller

sona erer bekleyişler

.

bir şebnem düşer

gecenin ortasına

katresi deryalara bedel

siler bütün zulmetini

karanlık çekilir izbesine 

nura gark olur sineler

.

bir şebnem düşer

ölümün ortasına

gözlerden korkuyu siler

beşaşet kaplar yüzleri

hayata göz kırpar 

öteye yürüyüşler…

.

 bir şebnem düşse

gönlümün tam ortasına 

kendime getirse beni

kırılıp dağılır kasvetler

gerçekleşir düşler

Uçmak / İsmail Tunç

Son sabah narince esen rüzgarla

Kırık daldan usulca düşen yaprakla

Yaşlı gözden sessizce akan damlayla

Güçsüz bedenin buluşması toprakla..

.

Bilemedim siyah mı beyaz mı rengin?

Hissedemedim serin mi ayaz mı gelişin?

Hayretteyim alır mı götürür mü gülüşün?

Dehşetteyim bahara mı kışa mı gidişin?

.

Ocağından aldığın can mı canan mıydı?

Gelinliğiyle-damatlığıyla yar mıydı?

Yüreği yanık ana mıydı baba mıydı?

Arkada bıraktığın feryat mı figan mıydı?

.

Bilinmez sihirli ve gizli zamanın!

Tükenişidir göründüğün her canın!

Dinlemezsin ne imdadı ne emanı!

Sonsuzdan almışsın bitmez fermanı

.

Nice yaşlı gözler arkandan bakakalır

Nice sultanlar tahtı saltanatı bırakır

Nice sevdalar, aşklar senle sonlanır 

Nice arifler, erenler visalle taçlanır

.

Karşı konulmazsın, sırrına erilmez

Gözle görülmezsin, elle tutulmaz 

Hiç bir güç, sana verilende bulunmaz

Her nefese son, her hayata ebediyetsin

.

Bembeyaz kar örtüsünü hissetmedi yürekler

Gökten boşanırcasına rahmetle ıslanmadı bedenler

Geldiği gibi gidemeyişin azabıyla titrer ruhlar

Mağfiretine merdiven tutmuş bütün umutlar

Yağmurlar / Ziya Paşa Akyürek

Kâinat tesbihi düşen yağmurlar
Sevdakâr haliyle söyleşir durur
Her damla içinde baharı saklar
Gönül camlarına sessizce vurur

.

Özlemi bitirir bekleşen pınar
Derdince şükredip gönlünce kanar
Asi cezbelerde dinince sular
Susuz bahçelerle Rahman konuşur

.

Aşkını zerrede söyler sevgili
Bulutlar resmeder yaşlı gözleri
Korları yakınca Halil’in derdi
Nar-ı aşka hemen sular tutuşur

.

Canana değince Eyyüp yarası
Turnasız selamın düşer gölgesi
Göklerin yerleri susatan sesi
Derviş yüreğinde aşka kavuşur

.

Bulutlar secdeye kapanır birden
Duanın âmini yükselir yerden
Bir fırtına kopup gelir seherden
Yolda kalmışlara eman yetişir

Çaresiz(im) / Neva Ilgar

Kalemimin mürekkebiyle gözyaşlarım eşzamanlı değiyor sayfalara

Aklımdan geçenler yazdıklarımla hayat bulsun istiyorum

Daha da karmaşık hale geliyor düşüncelerim

.

Sensizlik

İçimde bir boşluk

Sensizlik

Benim eksikliğim

.

Kalemi bırakıyorum

Bir sessizlik çöküyor odama

Mehtap vuruyor penceremden

Yine bir sensizlik doğuyor içime

Çaresizim

Tenhâ / Farzımuhal

bir sevda filizlendi

tenhasında sinemin

gül dağıttım şefkatsiz sokaklarda

adım adım

yâr aradım

.

bir kırlangıç gizlendi

sayhasında annemin

gül damıttım kıvançsız topraklarda

santim santim

âr aradım

.

âh benim ifadesiz yalnızlığım

yüzbinlerin ortasında

.

âh benim iradesiz kalışım

âhir zaman yasında

.

göğsümün ayazında bir hüma üşür

üşür kar görmemiş sektörlerinde kentin

bir mavi gül üşür

gölgemde ne civanlar gül’üşür

anne ıslanmış mı tülbentin

ağlamak yüzünde bir devrim şimdi

Sevmenin Mahşerinde / Beyruha

Kadim nefretler yağar, canı yanar toprağın
Mevsimler kavgasında şu zamandan yoruldum
Hesapsızlığı düşer, ömür denen yaprağın
Sevmenin mahşerinde yüreğimden vuruldum

.

İklimler gelip geçer kirpiklerim kırılır
Sessizlik devriminde dil kaleme sarılır
Başa bela bir çağ ki yer ortadan yarılır
Sevmenin mahşerinde yüreğimden vuruldum

.

Yar gider, yaren gider vefa musalla taşı
Son nefesini verir, hiç dinmez gözün yaşı
Kaldırmaya tahammül, kalmadı dertli başı
Sevmenin mahşerinde yüreğimden vuruldum

.

Oklar sadaktan ayrı yay çaresiz gerilir
Masumiyet denizinde ne bedeller verilir
Ayan beyan öfkeler, cesetlerde dirilir
Sevmenin mahşerinde yüreğimden vuruldum

Beyruha

Söz / Ahmet Terzioğlu

Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.
….
Âlemde hüsn-ü yâdın,
Olsun ise murâdın,
Söz gümüş, sükut altın.
….
Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.
….
Dinle ki ders alasın,
İnci mercan bulasın,
Dîlde cânân olasın,
….
Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.
….
Hâl denilen bir dil var,
Gözden göze kavil var,
İki kulak bir dil var,
….
Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.
….
Sözünü bilen erdir,
Sözü lâl ü güherdir,
Susmak da bir hünerdir.
….
Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.
….
Öfkeliyken bâhusus,
Haklı olsan bile sus,
Ahlâktır asıl husus,
….
Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.
….
Gel, suya kilim serme,
Gül topla, diken derme,
Her söze cevap verme,
….
Ya sözün hakkını ver,
Ya da sus yutkunuver.

Gecenin Sensizliğinde / Ahmet Terzioğlu

Canıma cân idin zor gecelerde,

Gittin de can hânem derbeder oldu.

Merhem bulunmaz bu ölümcül derde,

Yaşamak ölümden bin beter oldu.

~~

Artık ne söylesem kâr etmez sana,

Dilimde inkisâr kahırdan yana.

Bin umut bağladım kara sevdâna,

Geceler sevdâmı gölgeler oldu.

~~

Kalbim her gece ney gibi inler de,

Sesimi kimseler duymaz bu yerde.

Söyle ey sevgili ellerin nerde,

Ömrüm yâdellerde hep heder oldu.

~~

Kimbilir kimlere vuslatken gece,

Âsûde bir akşam, mehtapken gece,

Bir tatlı huzûra hasretken gece,

Geceden nasîbim gam keder oldu.

~~

Şimdi yârânımdır ıssız geceler,

Dilim umutsuzca seni heceler,

İndi gözlerime siyah perdeler,

Geceler kapımı sürmeler oldu.

~~

Dört duvar arası bir âraftayım,

Belki mecnûn oldum, belki hastayım.

Gölgemle kolkola aynı saftayım,

Bedenim rûhumdan bîhaber oldu.

~~

Sabah olmayacak öyle dediler,

Kulaktan kulağa cin ve periler,

Bu ayak sesleri, bu iniltiler,

Yaklaşan ölümü müjdeler oldu.

Sevgilim / Yakup Kenan

Betonun kemikleri delen bir sızısı var

Bu sızının içinden geçen mevsimler var

Mevsimlerin umursamazlığı içinde yiten nefesler var

Yiten nefeslerin havada kaybolan izleri var

O izlerin dünyaya bıraktığı tozlu bir miras var

Tozlu mirasın üstüne örtülmüş ölü toprağı misali kalın perdeler var

Kalın perdeler arasına sıkışmış yorgun bakışlar var

Yorgun bakışların gecesinde bir araya gelen sevgililer var

Sevgililer var betonların arasında mevsimini yitirmiş

Mevsimini yitirmiş sevgililer değil yalnızca

Yalnızlığında unutulmuş hayale sığmayan duygu yüklü dünyalar var

Dünyalar var boşlukta dönen ince bir ipliğe bağlanmış

İncecik ipliğin kopmasını bekleyen gölgeler var

Gölgeler var güneş kaçkını kana susamış vampir misali

Vampire parmak ısırtacak yarasalar var

İki kanadı arasında doğrulmuş iki çift bir tek var

Bir tek var sızlayan kemiğin içinde kendini arayan bir kalp var

Kalp var sağa sola çarpan dolup boşalan bedenin içinde

Bir de ruh var mevsimleri aşmış betonu aşmış

Kendine hapsolmuş benliğin düğümlendiği bir ruh

Sen varsın düğümlenen ruhun incelen ipliğin koptuğu yerde

Arayışımın son bulacağını sanma

Sonu gelmeyen aşkların tutsağı olanlar var

Aşkın sonu gelmeyeceğini bilen tutsaklar var

Tutsaklar var esirin esiri

Esirler var aşktan gayrısına tutsak

Tutsağınım sızlayan kemiğin içinde

İliklerime işlemiş serin esintin

Nefesin ilahi bir sığınak dört duvar beton

Güneşinde eriyen benim karların üzerinde sere serpe

Seninle sende kaybolan yitik bir sevgilin var

Sızlattığın kemiklerin içinde sen varsın sevgilim.

23 Eylül 2017

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑