Hayat Bir Kuru Yaprak / Mehmet Karaca

Kuru bir yaprak gibi savruldu hayat
Dert keder ızdırap her taraf
Sevdiklerim çok uzaktalar artık
Bu hayat yük bana bu dünya araf

Hevesler boğazımda düğüm
Arzular deli gibi kaçar
Umut sade bir hayal artık
Rüyaların ömrü sabaha kadar

Aramızda dağlar aşılmaz denizler var
Neden uzar bu ayrılık bu hasret nereye kadar
Ne elden bir şey gelir ne başta akıl var
Yanar kavrulurum yaz kış ve bahar

Ah ela gözlüm ceylan bakışlı yar
Aramızda dolmayan bir boşluk var
Ne gözyaşı doldurur ne verdiğim kurbanlar
Bilmem daha ne bekler açılmaya yollar

Gel desem gelirdin bilirim gel desen gelirdim
Elimde bir deste gül koşa koşa gelirdim
Ne bahçe kaldı geride oysa ne bahar
Gülden geriye diken kaldı bahçeden kavruk yapraklar

M. KRC

Göresim Gelir / İlyas Özkan

Yıllarım, gurbet elde geçti anne
Kader, bana ayrılık biçti anne
Mesafeler, önümde hep dağ gibi 
Yıllarım, gurbet elde geçti anne

Gün, ay derken, yıllar dolandı durdu
Bitti baharım, gönle hazan vurdu
Hayat, beni garipliğe savurdu
Yıllarım, gurbet elde geçti anne

Gecenin bağrındaki gözyaşlarım
Yakar sinemi, sessizce ağlarım
Arşa ulaşır belki ahuzarım
Yıllarım, gurbet elde geçti anne

Ufka bakıp dalarım zaman zaman
Ruhumu sarar bin türlü hafakan
Usandım..  firaka dayanır mı can
Yıllarım, gurbet elde geçti anne


İlyas Özkan

Kal Böyle Ölümsüz / Zeren

Ruhum ayak izlerinle dolu
İzinsiz
Söylesene gönüllü mü girdin yoksa
Gönülsüz

Kaç derviş gezdim
Kaç bilgeye sordum
Şimdilik yapamazmışım
Sensiz..

Ama sevda atını şahlandırınca
Eziliyormuş çiçeklerim
Üzülüyormuşum, denedim, olmuyormuş
Dizginsiz

Her şeyin büyüsü bozulurmuş ya
Vakti gelince… Ürküyorum,
Bırakıp gider misin bir gün
Zamansız

Nice şiirler adadım,hep kal diye
Kaç hayal biriktirdim
Kaç rüya topladım, saf…
Yorumsuz

Harpsiz savaşsız gönlümü işgalini
Anlatırdım aklım dursaydı yerinde
Kaybettim sevginin deryasında
Hükümsüz

Haydi tanımla beni gönlünde
Berrak mıyım, bulanık mı
Özgür müyüm, tutsak mı, söyle bana
Yalansız

Ne vaadin var, ne vaadim, biliyorum
Olur ya gitmek elzem olursa bir gün
Sen de yanar mısın benim gibi
Dumansız

Bir ikindi vakti serinliği gibi
Uğrayınca bakışların ruhuma
Duramam, düşerim toprağa
Cansız

İçli bir şarkının nakaratı dilimde adın
Söyledikçe hiç bitmeyen
Yüzünse zihnimin duvarında asılı
Çizimsiz

Tenha kentimin yasak sakiniyken varlığın
Yorgun da olsan, darda da kalsan
Kalır mı emanetimin sırrı sende
Ölümsüz….

Zeren

Anne Tozu Teorisi/Sabıkalı Ellerin Su İçirme Telaşesi / Farzımuhal

prematüre martılar ulanıyor gösterişli iplere
başağa durmuş buğdaylar masumiyet sarısı
ellerin doğurganlık borçlanır
o uykusuz
o huzursuz
o geceye
gece bir deniz
bu defa ölmeyecek butimar
ellerin denizden bengisu devşirecek

ispat edilmemiş önermelerde bir aloe veda
bir fesleğen ayrılık
anne ellerin ne kadar güzel

anne kulunçları ağrıyor dünyalıkların
bir tahammül sarıyor düşündükçe çehreni
ben iflah olmaz muntazırı baharın
ama kulunçları ağrıyor dünyalıkların

evlerin kapıları dokuz köye kapalı
evlerin kapıları ellerinle kınalı
bir ihtimal sarsıyor düşündükçe çehreni
nasıl bir öfkeyse bu ellerine duyulan
ellerin su içirmekten sabıkalı

ellerinde gönenç ferahlık
sibir yanaklarında buz tutmuş matem ve kıvanç
ki buz da bir su sonuçta
üşengeç anımsamalar varsın pencerenden geçmesin
anne ellerin dört mevsim dua günceli
ellerin bu sefer çiçek açmasın
seğirtip de öpeyim o gülfizan elleri

Dilerse…

Farzımuhal

Hasret / Mehmet Remzi


🌺🌺🌺

Rüzgârlar serin serin eserdi köyümüzde
Yaylasında koyunlar otlar kekik kokardı
🌺
Kuzguncuk tepesine akşam hızla inerken
Bulutlardan ay doğar hoş bir hale çıkardı
🌺
Sisli puslu dağları bulutları andırır
Baharda erir karlar şırıl şırıl akardı
🌺
Yazın güneşte pişen nice yigitler vardı
Yürekleri saf temiz ama mangal kadardı
🌺
Dedeler torunlara menkibeler anlatır
Sonunda hakikate geçer umut ekerdi
🌺
Üzümler olgunlaşır karşı bağlar mis kokar
Yemişlerin lezzeti bizi köye çekerdi
🌺
Ovadan tren sesi duyulunca çocuklar
Beşiktepeye çıkar ve trene bakardı
🌺
O zamanlar ben hayaller kuran çocuk..
Hayallerim göklerde şahin gibi uçardı
🌺
Şimdi ne bağlarda tat var ne bir tren sesi
Ne babam ne annemin şefkat dolu nefesi..
🌺
Gurbet elde sürgünde yapayalnız beklerim
Akan zamana hasret dolu sabır eklerim
🌺
Mehmet Remzi

Edilmemiş Vedalar / Kübra Aydın

Elveda hüzün
Benim gamlı yüzüm
El sallarken vedalara yurtsuzlar istasyonunda
Hangi bankta yarım kalmış sözüm
Gitmek iki hece dilde yükü ağır sözde
Kalana tren penceresinin buğusu
Gidene gözyaşının büyüsü


Elveda sızım
Benim gizli saklım
Yaşanmamış sevdalardan arda kalan
Kırık dökük ne varsa omuzlarında
Söylenmemiş cümlelerde
Tükenmiş hayallerde
Özgürlüğe vurulan prangaların soğukluğu
Lacivert şehrin yosun kokusu


Elveda…
En deli yanım
Senle dolu rüyalarım
Kitapların arasında kurutulmuş çiçeklerim
Giderken dönüp arkama bakamadıklarım
Baksam gidemeyeceklerim
Kalsam yaşayamayacaklarım


Merhaba
Uzak bir sahilin memleket gören yamaçları
Bilinmedik bir diyarın
Dilsiz sokakları
Kimliğini kaybetmiş sol yanım
Adresi şaşmış düşüncelerim
Uzun bekleyişlerim
Sonu gelmez hikayelerim
Virgülsüz şiirlerim
Soluksuz seslenişlerim
Kayaların altına gömdüğüm
Israrcı umutlarım

Merhaba…..

bir şebnem düşer / Mehmet Şahin Keskin

bir şebnem düşer

baharın ortasına

dirilişe “merhaba” der

boyun büker erguvanlar 

bahar mahşerinde 

neşeleri kısa sürer

.

bir şebnem düşer

hayatın ortasına

celbeder merhameti

şefkat kesilir anneler

şükür damlatır çeşmeler 

ikramlar birbirini izler

.

bir şebnem düşer

denizin ortasına

müjdeyle dolar gemiler

karşılık bulur bir gün 

duaya kalkan eller

sona erer bekleyişler

.

bir şebnem düşer

gecenin ortasına

katresi deryalara bedel

siler bütün zulmetini

karanlık çekilir izbesine 

nura gark olur sineler

.

bir şebnem düşer

ölümün ortasına

gözlerden korkuyu siler

beşaşet kaplar yüzleri

hayata göz kırpar 

öteye yürüyüşler…

.

 bir şebnem düşse

gönlümün tam ortasına 

kendime getirse beni

kırılıp dağılır kasvetler

gerçekleşir düşler

Uçmak / İsmail Tunç

Son sabah narince esen rüzgarla

Kırık daldan usulca düşen yaprakla

Yaşlı gözden sessizce akan damlayla

Güçsüz bedenin buluşması toprakla..

.

Bilemedim siyah mı beyaz mı rengin?

Hissedemedim serin mi ayaz mı gelişin?

Hayretteyim alır mı götürür mü gülüşün?

Dehşetteyim bahara mı kışa mı gidişin?

.

Ocağından aldığın can mı canan mıydı?

Gelinliğiyle-damatlığıyla yar mıydı?

Yüreği yanık ana mıydı baba mıydı?

Arkada bıraktığın feryat mı figan mıydı?

.

Bilinmez sihirli ve gizli zamanın!

Tükenişidir göründüğün her canın!

Dinlemezsin ne imdadı ne emanı!

Sonsuzdan almışsın bitmez fermanı

.

Nice yaşlı gözler arkandan bakakalır

Nice sultanlar tahtı saltanatı bırakır

Nice sevdalar, aşklar senle sonlanır 

Nice arifler, erenler visalle taçlanır

.

Karşı konulmazsın, sırrına erilmez

Gözle görülmezsin, elle tutulmaz 

Hiç bir güç, sana verilende bulunmaz

Her nefese son, her hayata ebediyetsin

.

Bembeyaz kar örtüsünü hissetmedi yürekler

Gökten boşanırcasına rahmetle ıslanmadı bedenler

Geldiği gibi gidemeyişin azabıyla titrer ruhlar

Mağfiretine merdiven tutmuş bütün umutlar

Yağmurlar / Ziya Paşa Akyürek

Kâinat tesbihi düşen yağmurlar
Sevdakâr haliyle söyleşir durur
Her damla içinde baharı saklar
Gönül camlarına sessizce vurur

.

Özlemi bitirir bekleşen pınar
Derdince şükredip gönlünce kanar
Asi cezbelerde dinince sular
Susuz bahçelerle Rahman konuşur

.

Aşkını zerrede söyler sevgili
Bulutlar resmeder yaşlı gözleri
Korları yakınca Halil’in derdi
Nar-ı aşka hemen sular tutuşur

.

Canana değince Eyyüp yarası
Turnasız selamın düşer gölgesi
Göklerin yerleri susatan sesi
Derviş yüreğinde aşka kavuşur

.

Bulutlar secdeye kapanır birden
Duanın âmini yükselir yerden
Bir fırtına kopup gelir seherden
Yolda kalmışlara eman yetişir

Çaresiz(im) / Neva Ilgar

Kalemimin mürekkebiyle gözyaşlarım eşzamanlı değiyor sayfalara

Aklımdan geçenler yazdıklarımla hayat bulsun istiyorum

Daha da karmaşık hale geliyor düşüncelerim

.

Sensizlik

İçimde bir boşluk

Sensizlik

Benim eksikliğim

.

Kalemi bırakıyorum

Bir sessizlik çöküyor odama

Mehtap vuruyor penceremden

Yine bir sensizlik doğuyor içime

Çaresizim

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑