Devlerin Atışması / Derleyen: Süleyman Halitoğlu

AYAK AÇAN: Murat Çobanoğlu

CEVAP VEREN: Şeref Taşlıova
CEVAP VEREN İlhamî Demir
AYAK: – an içinde
MAKAM: Yanık Kerem

Çobanoğlu:

Deli gönül feryad edip dolaşma
Neler gördün devr-i zaman içinde
Hicran ataşları(alayları)* oydu canım
Yara baş gösterdi çıban içinde

Taşlıova:

Seni sevdim bu dünyaya gelende
Bütün gönlüm kaldı ziyan içinde
Hasretinden bu cesedim kan ağlar
Sevdamı eylettim bu can içinde

                      Gözede
                      Balık oynar gözede
                      Sana da kurban
                      Sana bakan göze de

İ Demir:

Edalı işveli sevdiğim suna
Sevdan kalmış bu kızıl kan içinde
Yüzbin çiçeklerden girer düşürer**
Arılar bal yapar kovan içinde

                     Güzel ağlar
                     Giymeye*** güzel ağlar
                     Ağlayanda anam ağlasın
                     Analar güzel ağlar 

Çobanoğlu:

Sanma Çobanoğlu aşık değildir
Gördüğün alemler ışık değildir
Sade can canana aşık değildir
Herkesin yari var cihan içinde

                 Nem alır
                 Basma toprak nem alır
                 Azrail gelse kapıma
                 Candan başka nem alır 

Taşlıova:

Şeref der ki sinem yaradır yara
Eflatun gelse de bulunmaz çare
Bu dünyada herkes bulacak sıra
Gelenler misafir bu han içinde

             Yarım gile(kile)
             Yemeye yarım gile**
             Baş ayağa yalvarır
             Gidelim yarımgile

İ Demir:

Aşık İlham

Ozan olan lezzet alır tad alır

Ne yazık ki sevdiğini yad alır

Kehlan** atlar yarışında ad alır
Pehlivan bilinir meydan içinde

              Naz eyler
              Suna gönül naz eyler
              Bu adet eskidendi
              Her güzeller naz eyler
  • Aşık son iki mısrayı tekrar ermiş ve ikincide “alayları” kelimesini söylemeyi tercih etmiştir.

** düşürer: düşürür. Aşık yöre ağzı ile “düşürer” şeklinde telaffuz etmiştir.

  • Giymeye: İstek Kipi’nin olumsuz çekimidir. “Giymezse, giymediği takdirde” anlamlarına gelir.

Gile: Kile kelimesinin yöresel ağızdaki telaffuzudur ve aşık bu telaffuza uymuştur.Kile; tahıl tartmada kullanılan bir ölçü birimidir.

** Gile: Aşığın yöresinde kullanılan bu kelime yaş üzüm danesi anlamına gelmektedir.

*** Aşık ilk iki mısrayı tekraren söylemiş ; ilkinde “Aşık İlham” , ikincisinde “Ozan olan” ibarelerini tercih etmiştir.

** Kehlan: Küheylan kelimesinin yöre ağzındaki biçimidir.

AŞIKLAR: Murat Çobanoğlu,
Şeref Taşlıova
İlhamî Demir

Atışmayı Yazıya Döken: Ekvatorlu

Derkenara Yazılmak / Gökhan Bozkuş

   Dinlediklerimizin kaçta kaçı bize kalır diye bir soru ile başlayayım. Ya da okuduklarımızın kaçta kaçı… Yediğimiz elmanın yüzde kaçı kanımıza karışır ve yüzde kaçı su olur, posa olur ayrılır bedenimizden? Bugüne kadar mübalağa etmeyeyim yüzlerce kez okuduğum bir şiirdi Sümmani Baba’nın Ervah-ı ezelde levh-i kalemde ile başlayan şiiri. Geçenlerde aziz bir dost cep telefonunda not defterine kaydettiği bir şiirle ilgili bir şey sorduğunda zihnim ezberimde de olan son dörtlüğe götürdü beni.

Döner mi kavlinden sıdk-ı sadıklar

Dost ile dost olur bağrı yanıklar

Aşk kaydına geçti bunca âşıklar

Sümmani’yi derkenara yazdılar.

O an zihnimde bir parıldama oldu. Oturdum bir kenara ve birkaç kez bu dörtlüğü okudum. Derkenar sözcüğünün anlamını biliyordum elbette. Arkadaşımın not defterine yazılan ve unutulan şiiri beni bu dörtlüğe götürdü. Bir sitemin, bir serzenişin dilimize hediye ettiği ve bugüne kadar deyimler sözlüğüne girememiş olan  derkenara yazılmak ifadesini düşündüm. Derkenara yazılanlar geldi gözlerimin önüne. Derkenarda unutulanlar. Derkenar edip de farkına varılamayanlar. Yazıyı okurken bazılarınız soracaktır. Ne demek derkenar? Türk Dil Kurumu şu şekilde tanımlamış: Sayfa kenarına kaydedilen yazı, çıkma. Sadece bizim kültürümüzde değil birçok ülkede farklı isimlerle de olsa  derkenar etmek, derkenara yazmak geleneği vardır. Asıl yazının kenarına bazen silik, bazen hızlı, bazen de çirkin bir el yazısı ile bırakılan notlar.  Örnek:

Diyar diyar dolaşıp aşık olduğu Gülperi’yi bulamayan Sümmani Baba,

“Aşk kaydına geçti bunca âşıklar

Sümmani’yi derkenara yazdılar” derken aslında Fuzuli gibi

Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var

Âşık-ı sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var, demek istiyordu. Kayda Mecnun, Kerem, Ferhat gibi hayali karakterler geçerken benim gibi diyar diyar dolaşan gerçek ve sadık bir aşıkı derkenara yazdılar diyerek sitemini hediye bırakır bizlere.

Sümmani Baba, derkenara kimler yazılmadı ki… Geçtim derkenarı, nokta bile çok görülen nice aşıklar oldu ve olmakta. Filmlere ağlamakta yığınlar. Kurguları alkışlamakla şişti avuçlar. Hayali sahnelerle ürperiyor sözüm ona ehli vicdanlar. Bir kaldırsalar başlarını derkanara yazdıkları yüzbinleri görecekler ama göremiyorlar. Kalksan ve uyansan Sümmani Baba  belki de bana neden diye soracaksın? Sorarsan eğer cevabım cevabın olsun

Baktım gül dalında bülbül ötmüyor

Harap olmuş menekşe nergis bitmiyor

Bilmem nasıl soram dilim tutmuyor

Gülşen bahçesinin bağbanı gitmiş

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑