45′ Dakika / Yakup Kenan

Acımıza katık gözyaşı
Gündüzler hesapsız geçer
Geceler, gecelerimiz
Düşüncelerin çıkmaz sokağında..
Demir soğuk, dört duvar beton
Demirden gelir yemek
Ve soğuktur kendisi gibi
Her lokma kurşun gibi ağır..
Gökyüzü kararınca, pencerelerden
Kasvet düşer orta yere
Ansızın sokulur koynumuza özlem..
Uykuda sayıklarız
Nasipsiz kalmazsa yastık yorgan
Derin bir ah işitilir
Ranzaların arasından..
Baharı ümit ederiz
Filiz veren başaklar gibi
Ama ayazdır dört mevsim
Hepsi kıştan kalma tipi, boran..
Her ses uzaktan gelir
Kulağımız hep tetikte
Düşlerken geleceği
Bir anda yakalar Mahpusluk
Adımlarımız yarım kalır…
Hasretle geride kalır
Lekeli camların ardından bakan gözler
Yutkunmak bile ar sayılır
Sıkarken yüreğimizi çaresizlik..
45’dakika ya sığar, 45’dakika!
Yavrularını avut, yarini teselli et
Ana babanın elini öp, halini sor
45’dakikada dokun sevdiklerinin hayatına..
Büyük oğlan karne almış
Küçüğü daha tanımaz babasını
Kızım suskunluğa gömülmüş
Ağlayan gözlerle bakar bana..
“Haydin beyler süre bitti!”
Haydi girin kabirlerinize
“Tek sıra yapın!
Konuşmayın!
Sessiz olun..!”
Bir de derler “Gözünüz aydın!”
Oysa hissedemezler
İçimizde yine büyük bir yangın..
Ağır ağır adımlanır malta
Küller gibi savrulur hissettiklerimiz
Yüzümüze çarpar demir kilit sesi
Bütün bu karanlığa inat,
İçimizde Sökün eder güneşin neşesi…
28.11.2016 Yakup Kenan

Sevgilim / Yakup Kenan

Betonun kemikleri delen bir sızısı var

Bu sızının içinden geçen mevsimler var

Mevsimlerin umursamazlığı içinde yiten nefesler var

Yiten nefeslerin havada kaybolan izleri var

O izlerin dünyaya bıraktığı tozlu bir miras var

Tozlu mirasın üstüne örtülmüş ölü toprağı misali kalın perdeler var

Kalın perdeler arasına sıkışmış yorgun bakışlar var

Yorgun bakışların gecesinde bir araya gelen sevgililer var

Sevgililer var betonların arasında mevsimini yitirmiş

Mevsimini yitirmiş sevgililer değil yalnızca

Yalnızlığında unutulmuş hayale sığmayan duygu yüklü dünyalar var

Dünyalar var boşlukta dönen ince bir ipliğe bağlanmış

İncecik ipliğin kopmasını bekleyen gölgeler var

Gölgeler var güneş kaçkını kana susamış vampir misali

Vampire parmak ısırtacak yarasalar var

İki kanadı arasında doğrulmuş iki çift bir tek var

Bir tek var sızlayan kemiğin içinde kendini arayan bir kalp var

Kalp var sağa sola çarpan dolup boşalan bedenin içinde

Bir de ruh var mevsimleri aşmış betonu aşmış

Kendine hapsolmuş benliğin düğümlendiği bir ruh

Sen varsın düğümlenen ruhun incelen ipliğin koptuğu yerde

Arayışımın son bulacağını sanma

Sonu gelmeyen aşkların tutsağı olanlar var

Aşkın sonu gelmeyeceğini bilen tutsaklar var

Tutsaklar var esirin esiri

Esirler var aşktan gayrısına tutsak

Tutsağınım sızlayan kemiğin içinde

İliklerime işlemiş serin esintin

Nefesin ilahi bir sığınak dört duvar beton

Güneşinde eriyen benim karların üzerinde sere serpe

Seninle sende kaybolan yitik bir sevgilin var

Sızlattığın kemiklerin içinde sen varsın sevgilim.

23 Eylül 2017

Züleyha / Yakup Kenan

Ne manidar bilir misin
Ateşinde üşüyen yüreğim
Birde çakmak çakmak bakan gözlerin..
Şimdi seni düşlüyorum
Gecenin içinde
Bir çıkrık sesi, hüzün dolu
Yudum yudum Yusuf
Yudum yudum aşk
Yıldızlara kayar gözüm
Ay ışığında buluşur ellerimiz
Ve ellerimde manasını yitirir eldiven..
Zamanın külleri yağar
Gözyaşlarımız düşer betona
Uzanır duan her gece üşüyen yüreğime
Sonra usul usul dalarım hasret denizine
Arar bulur ruhum eşini
En derinlerde saklı inciler
Güneşin gerdanında asılı
Adım Züleyha bu gecede şaşkın bir aşık..
Uyku teselli bana
En kestirmeden bizi buluşturur ranza başında,
Kelimeler nasıl taşır özlemi şimdi
Suskunluğa sığar bütün acılar
Kanar durmadan parmak kesiği kalbimin,
Ben sana vuruldum Yusuf
Ve senin aşka olan insibağına
Sen öğretin istiğnayı
Nasıl yürünürmüş yaşarken, sıratta
Evin her yerinde bir anı saklı
Köşe bucak her yer sen
Ve sana kavuşmanın hazırlığı var yüreğimde..
Beklemek kaderimizse
Kavuşmak da var içinde
Ben kapı eşiğindeyim Yusuf
Sana paspas olayım yeter
Ama taç edersin bilirim, başına
Nasıl ermişse Züleyha muradına
Ümidim var
Ve dayadım sırtımı Yaradana
Varsın yarasalar bayram etsin
Çakallar ulusun
Hepsi susacak bir gün
Gel! Gönlümün tahtına otur
Sonrası çözülür düğümün
Adımla o koridorları
Yüzün bize dönük olsun
O an erir bütün buzullar bedenimde
Çağlayanlar akın eder
Garip ve şaşkın
Adını sen koy o anın
Ama visal deme Yusufum
Çünkü ben hiç ayrılmadım ki senden
Bırakmadım ki ellerini
İçimi ısıttı hep varlığın
Şimdi buna visal diyemem Yusuf…
Yakup Kenan 23.08.2020

Resim / Yakup Kenan

Sesimi duymuyor

Halimi görmüyor

D’okunamıyorum

D’okunmuyor

S’ağır resim

Kör resim

Hissiz resim

Yavaş yavaş

Kesilir sesim

Duyamazsınız

Duymazsınız beni

Zaman’a, ân’a hapsolan sevdiklerim…

Yakup Kenan

Ali’ye / Yakub Kenan


Yeşili görmek istedim
Reviri bahane ederek
Tek sıra uzun koridor
Fanusta çam ağaçları
Bir kaç kuş havalandı daldan
Gerisi yok hafızamda
Ne doktor ne muayene
Varsa yoksa bir kaç kuş
Bir de dikenli çamlar
içimi acıtan manzara
Revir seyehati bitti
Tek sıra adımlanır malta
Gerisin geri  gider ayak baş
Şimşek gibi kapanır kapı
Ardımda kalır koca dünya
Isıtır yüreğimi kardeşimin sesi
“Geçmiş olsun abi…”
Geçti Ali’m geçti
Kuşlar geçti az evvel
Bilinmez iklimlere
Sana bir kaç kuş getirdim
Avucuma sığmayan bir bakış
Sana umut
Sana sevda
Sana barış getirdim Ali
Aç göğsünü uçsun
Yerini yatağını bulsun
Söylediğin sözler
Yerini bulsun ana’nın duası
Aç göğsünü kardeşim
Bu gün özgürlüğe yanaştık
Bir kanat sesi kadar uzaktı
Göz kırpma mesafesi
Bir bilsen!
Bir bilsen ne kadar can yaktı
Yaktı be Ali!
Yakup Kenan 7 Kasım 2020

Anneme Ağıt / Yakup Kenan

Ben ölürken usul usul parmak uçlarımdan
Yanıma sokul süt kokan ninnilerinle anne
Dört bir koldan sarılınca toprak bedenime
Bulutlar kıskansın gözyaşlarını anne
Kim derdi bir yıldız gibi kayıp gidecektim
Kim inanırdı bir gece vakti sönecektim
Anne sen uyurken gecenin derin karanlığında
Bir hançer oldu gidişim saplandı bağrına
Acıtmasın isterdim oysa kadife, kalbini
Düşmesin isterdim benim için damlallar yere
Bizler sessiz sessiz yol alırken sonsuza
Dünya biraz daha yaşlandı sanki anne
Ellerimle tutamadığım ağıtların var şimdi
Dokunamadığım saçlarına karlar yağmış
Oysa daha dün kahvaltı yapmıştık
Babamla aynı saate denk getirerek
Söz verdiğinden bakardın her gece Ay’a
Aynı göğe bakar olmak yeterdi size
Ve düşünmek hissederek boşluğunu
Ne çok şey çaldılar hayatımızdan anne
İlk babamı kopardılar bağrışlar içinde
Halımızı softamızı çiğnediler botlarıyla
Umudumuzu kırıp gitteler kahraman edasıyla
Anne duymadılar bile seni dinlemediler
Kulaklarında ağırlık boyunlarında tasma vardı
Soğuktu kalbleri bakışları kin kusuyordu
Duymadılar anne dinlemediler seni
Çaldılar kardeşleri Yusufumuzu o gün
O gündü senin gülüşünün cenazesi
O gündü ilk kez gördüğüm yüzündeki hüzün
Zaman örttü acılarını usul usul biz giderken
Kıyısana vurdum umutlarımla bir adanın
Adımı melek koymuşlar anne duydun mu
Meleğim derdin ya hani saçlarımı tararken
Öperdin ya sulara gark olmuş yanaklarımı
Anne yine öpeceğim ellerinden hasretle
Okuldan döner gibi gideceğiz yanına babamın
Ne olur anne acına beni sar olur mu
Kanamasın yaran deki meleğim yanımda
İnan anne ne güzellikler var bu ateşin içinde
Sanma yanan biziz zulümün alevleri arasında
Bu günler çiçeklenen bahçemizin müjdesi
Sen usul usul yumarken gözlerini
Son verirken sözlerine dua dua
Süt kokan ninnilerini dinliyorum anne
Soluk soluğa sana koşarcasına
Dalgalrın üstünden Cennete uçuyorum anne
Yusuflara selam söyle anne
Bu gece onların son gecesi
Bestemizin bu son hecesi anne…

Yalnızlığımın sarhoşuyum/ Yakup Kenan

Yürüyorum ardımda adımlarım
Ne kış ne bahar
Geçirmedi beni kendimden
Yalnızlığımın sarhoşuyum
Kimse tanımaz şurada ölsem
Ölümden soğuk kederim
Ses veren yok duyanda
Yalnızlığımın sarhoşuyum
Eskidi elbisem benim gibi
Alnımdaki çizgiler derin
Her biri başka hikaye
Sırtımda vefalı paltom
İçinde benden başka her şey
Hem kış hem bahar
Yalnızlığımın sarhoşuyum.
Yakup Kenan

Uçuşan satırlar / Yakup Kenan

Yazmak zor geliyor

Elim kaleme gitmez oldu

Oysa düşünmeden edemiyorum

yaza geldiğim hayatı

Silmek ne mümkün

Kapanan sayfalarda uçuşan satırları…

Kelimeler dökülmüş üstüme

Ansızın sırılsıklam olmuşum

Güneş açsa kurusam ama nafile

Gölgede kaldı her şey

Fayda vermez ıslak sayfalara…

Yaşam ne kadar karmaşık

Yolunu kaybetmiş bir sürü serüven

Ha varmış ha yokmuş

Geride ne iz kalmış ne de biz

Silemediğin satırlar okunmaz olmuş

Seni tanıyanlar kopmuş kitaptan…

Haydi yaz cesaretin varsa

Sildiklerini ya da sahip olamadıklarını

Biliyorum elin kaleme gitmiyor

Benim de anlatmak istediğim bu

Kapanan sayfalarda uçuşan satırlar…

16.01.2017

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑