Kim Bilir / Tahsîn-i Kelâm




Yüreğin derdini bir âşinâ Cânân bilir,
Aynı dert ile hemdem, âşık da çendan bilir.
Kim bilir feryâdımın, künhünde neler saklı,
Bu sûziş-i nağmeyi, dinleyen cândan bilir..

Kâlbine kut olmuştur, gam âşıkın her demde,
Bir kuru söz değil aşk, geçmek gerek serden de,
Taşımak ehil ister, nûş etmesin her bende,
Bâde-i aşk’ı nâdân, kâse-i camdan bilir..

Gezmemiş kâlp yurdunu, tatmamış sâyesini,
Duymamış özde aşkı, bilmemiş gayesini,
Taht ile saltanatı, sultanlık pâyesini,
Gezdiği rûm elinden, mülk-ü acemden bilir…




Hadi / Tahsîn-i Kelâm



Çok biriktim kendime,
Yolun neresindesin..
Matlaştı gönül pencerem,
Tıklamayalı tebessümün..
Yoruldu hazan bile,
Aram edeli bende..
Bir bakış ışığıyla,
Sana has göz ucuyla,
Dokunsan bir sükûnetle,
Çılgınlığıma bedel..
Elimde umut kâsesi,
İçinde gam badesi,
Artık zarar eşiğinde..
Hüznümü yutacak,
Düşlerimi kurtaracak,
Anlar bekliyorum senden..
Bak düşüp duruyorum
Sen salınmayalı..
Hadi,
Çok biriktim kendime…

Yalnızlık / Tahsîn-i Kelâm



Yürürüm duymaz beni, kaldırımlar şu hissiz,
Sızmış sokak lambası, kıpır kıpır şuh issiz,
Ay yanar “arustağ”da, öyle sensiz ve ıssız,
Ayak sürürüm lakin, çeker ayaklar arsız..

Yoksun işte yanımda, nefesin ve sesin yok,
Konuşsam hayalinle, içten bir gülesim yok,
Düşmüş gözlerim küskün, yerlerden alasım yok,
Gelsen diyorum artık, yabandayım kararsız..

Acımaz taş parkeler, yüzlerinde aymazlık,
Sensiz taşlarda bile, beni hiçe saymazlık,
Taş taş düşer sol yanım, yetişir bu ahrazlık,
Yarımız sen de ben de, bu hal bize yararsız..

Gel ve getir unutma, kayıp beni de sakın,
Köhne hor mecrasında, dönmüyor hayat çarkım,
Yordu beni sokaklar, yok divaneden farkım,
Altta sarhoş adımlar, kalp içimde ayarsız…

İnzâr / Tahsîn-i Kelâm

Cehalet devrinin çıkmış adı da,
Dişsizi yemek her yer ve devirde.
Adl ü erdem ölmüş halkta kadıda,
Haset adavet her renk ve tevirde..

İçi boşaltılmış savm u namazın,
Şifâsı ne bilmem kâlbde marazın,
Câna bilir misin ne hâl-i hazîn,
Tâlib-i dünyâ’yız duâda virdde..

Sanma ile’l-ebed safâ sürülür,
“İctimâ var!” denir, sûr’a üfrülür,
Gün gelir defter-i devrân dürülür,
Titre bak haber var, sûre tekvirde…

Nerdeyiz / Tahsîn-i Kelâm

Gaye ne,ne dersin, n’için burdayız,
Gölgelik geçimlik fani yurttayız,
Hâl-i hacâlette, hep kusurdayız,
Gönlü Yâr kurbuna salanlar bilir..

Salınır alımla, verme gönlünü,
Bahçe-i fenâ’dır derme gülünü,
Sade bir uğraktır, serme çulunu,
Hak söze can kulak verenler bilir..

Bir geliş bir gidiş, tehiri yoktur,
Kapılma hazzına, ceviri çoktur,
Hubb-u dünya kâlbe zehirli oktur,
Âgâh olup fendin, görenler bilir..

Gurbet-i muvakkat bir diyârdayız,
Cismen burda lâkin, özü Yâr’dayız,
Cefaya katlanmak varsa kârdayız,
Matlûbu Mevlâsı olanlar bilir…

Mesele / Tahsîn-i Kelâm

Ham insan meselesi,

Ve irfan meselesi.

İrfan ve insanı rafa kaldırmalar,

Kirlenmeler ve kirli kavgalar

Temelde nisyân meselesi.

Bakışları sendeleyen gözlerin,

Gidebilir mi ışığı dosdoğru,

Ve o bakıştan neyse meram,

Yer etmesi gönüllerde,

İz’ân meselesi.

Ne vakit vereceğiz

Bir çekidüzen şu sînelere!

Neye muhtaç imarı,

Belki de iman meselesi.

Gidilecek evet bilmeyen yok,

Önümüzde dönülmez ufuk,

Mesel unutmamak işte,

O da iz’ân meselesi.

Bir yol yürüyoruz nereye

Vardığı kaçınılmaz menzil

Ölümün can verdiği,

“Yolun sonu!” denilmesi

O da an meselesi.

Evet bir an meselesi ömür

Ve hayat şân değil,

Gam meselesi.

Sigâya çekilmiş cânın,

Sılaya kadarki gam meselesi.

Ufka dikilmiş sâlik gözlerinin,

Kızıl ufuklardan menkul

Kan meselesi.

Bir de söz var ve ardında öz,

O söz o mütebahhir,

Bahr-i sîne’den,

Şuh nefsin başında balyoz.

Ne zaman meselesi ne ahkâm,

Ne de bir zan meselesi.

Ham ve bohem insanın,

Kıvâm-ı tâmm meselesi,

Kayyûm’a râm meselesi.

Belki de bütün meselenin özü,

Bir sade hâl meselesi,

Bir sade hâl…

Derin / Tahsîn-i Kelâm

Evet ölmezdi değil mi âşıklar,

Ve sen aşkı yaşadıysan muttasıl

Anlamını yitirmiştir başlıklar,

Hacet ne ölümden açmaya fasıl.

Şimdi de ân bu ân yer bu yer deme,

Takılırım içime damlar dem’e,

Ve ne söz düştüyse bugün erdeme,

Dîl küskün diyemez, bin feryâd hâsıl…

Seher / Tahsîn-i Kelâm

Mest olduğum seherlerin nesi mi,
Rûhu okşar zülüfleri nesîmi.
Gönlü gözü âyâna sor söylesin,
Bilen bilir cömert hazînesini..

Yüreğinin kandilini tut uyan,
İkramı bol sakın olma uyuyan,
Başka demde yoktur onun bûyundan,
O her leylin bağrında gül mevsimi..

Ruha şifâ bâde onun içinde,
Başka buud açılır her içimde,
Nasîb ara yağan nurdan sicimde,
Canda hisset rüzgarının meshini..

Derûnundan bir râh vursan menzile,
Bâbın açar Yâr girersin bezmine,
Kalır gözde, ger varırsan kenzine,
Ne zer-keşmir, şu dünyanın ne sim’i…

Tahsîn-i Kelâm

Seher / Tahsîn-i Kelâm

Mest olduğum seherlerin nesi mi,

Rûhu okşar zülüfleri nesîmi.

Gönlü gözü âyâna sor söylesin,

Bilen bilir cömert hazînesini..

Yüreğinin kandilini tut uyan,

İkramı bol sakın olma uyuyan,

Başka demde yoktur onun bûyundan,

O her leylin bağrında gül mevsimi..

Ruha şifâ bâde onun içinde,

Başka buud açılır her içimde,

Nasîb ara yağan nurdan  sicimde,

Canda hisset rüzgarının meshini..

Derûnundan bir râh vursan menzile,

Bâbın açar Yâr girersin menzile,

Kalır gözde, ger varırsan kenzine,

Ne zer-keşmir, şu dünyanın ne sim’i…

Tahsîn-i Kelâm

Hicret/2 / Tahsîn-i Kelâm

Hicret ruhta ufukta, dâr-ı gurbet burası,
Ruhumuz pervâza râm, yok yerinde durası.
Yoluna vurulmuşuz, yolu boynu kim vura,
İçmişiz Yâr elinden, ölümsüzlük cur’a’sı..

Ucuz mu sandın düşmek, çilekeşler ardına,
Ayak altında diken, vurmak yolun sarpına,
Kuyular, kul pazarı, girmek nefis harbine,
Liste liste çileden, bir cennet faturası..

Öyle bir hicret ki bu, dönüşsüz göçülecek,
Herkesin ettiğinden, ederi ölçülecek,
Kimi gökçek kiminin, perçemi pörsüyecek,
Ne bahis var ne kura, ne de yazı turası..

Kimi dakik uyanık, keyfinden sızan sızdı,
Burada serkeş ömür, ötede hazansız mı,
Hep mizan şu kâinât, ötesi mizansız mı,
İki yanı bileyli, adalet usturası..

Göç dedik şakası yok, bu göçün ardı ebed!
Kimi aldı sağından, kimine düştü kebed,
Hani Hakk’tan zâlime, beddua vardı Tebbet,
Kork ey Leheb tıynetli, nâr yüzüne vurası..!

Tahsîn-i Kelâm

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑