Gurbet/Mansur Turgut

Gerçekten,
Acıymış gurbet.
Yaran olsa saramaz,
Ölün olsa, gidemezsin,
Sâde susarsın.

Bağrına taş basıp,
Susarsın.

Gözyaşların akar içine,
Silemezsin.

Âh ki Gurbet
Yârın ne getirir, ne götürür, Bilemezsin.

Vatan, tüter gözünde,
Her diyârı sevemezsin.
Ne, neden, niçin ? Diyemezsin…

Hasret kavurur kalbini,
Ana-baba
Erişilmez rüyâ,
Varayım dersin,
Varamazsın.

Hele bir de,
Sebeb-i gurbetin sürgün,
Kardeşlerin esîr,
Hissiyâtın ölgünse
Yanayım dersin,
Yanamazsın.

Gurbetim,
Olur mu kurbet ?
Belki birgün, elbet
Döneyim dersin,
Dönemezsin.

Ey Dost ! / Mansur Turgut

( Ufka bakan martıya )

Daldın yine uzaklara
Ey dost !
Görünen vatan mıdır?

Baktığın ufukta
İnleyen cânân mıdır ?

Bir vefâsız elinden
Ey dost !
Çektiğin cefâ mıdır ?

Hey! diye haykırsan
Akseden yârân mıdır?

Üzgünsün neden ?
Ey dost
Sevenler bahtsız mıdır?

Garipsin bencileyin
Her âşık yalnız mıdır ?

Mansur Turgut

Gidiyor / Mansur Turgut


Hayat ne ? Nedir ölüm ?
Yas mı ? Ya da düğün !
Bir kervan var, durmak yok !
Gelen, gidiyor.

Gülsen ne çare
Ağlasan ne çare
Hem gülen, hem ağlayan gidiyor.

Ha beyaz kundak
Ha beyaz kefen
Dünyâyı sırtına alan gidiyor.

Gül yüzlü bebeler
Beli bükük dedeler
Seven, sevilen, gençler gidiyor.

Ha ilk nefes
Ha son kafes
Bir tutam sofradan, tadan gidiyor.

Gelsen sefer
Gitsen makber
Şu zalım toprağa değen gidiyor.

Ha ak-pak
Ha karayaprak
Yüküyle eceli biten gidiyor.

Hırs etme hazırlan
Mal da yalan, mülk te yalan
Ufuktan “ircıî” denen gidiyor.

Ha nâr-ı cehennem
Ha havz-ı kevser
İlim, amel, vâdesi yeten gidiyor.

Rızâ ne ? Nedir rıdvân ?
Ya azâb ya da bayrâm !
Bir kervan var, durmak yok !
Gelen, gidiyor.

Mansur Turgut

İstanbul/ Mansur Turgut

Martılar ötüşürken
Kendimi buldum düşümde,
Boğaziçi’nde,
Bir sâhil çayhânesinde…

Çay, simit, martı,
Ve ben,
Yârin sînesinde…

Yıllar evvele gittim,
Hayâlimde…
Emirgan Korusu’na
Lâlelerle söyleşmeye…

Yeşilin binbir tonu
Raksederken erguvanla,
Rumeli Hisarı’nda
Leylak kokularıyla…

Anam, babam, tatlı rüzgâr
Ve ben
Yâseminlerle…

Yuşâ ararken sırrını
Musâ’nın Çamlıca’da
Yahyâ Efendi mahcûb,
Âşıktır Üsküdar’a…

Bir vapur “Hey !” der
Dinler Kızkulesi
Ve yorgun Kuleli
Özler maziyi
Seni özlediğim gibi,

Eyyûb, Haliç, Surlar
Ve ben
Yedi Tepe elele…

Âh ki, ne gelir elden ?
Sürgünde,
Gurbetteyim…

Özledim,
Özledim seni İstanbul,
Martıların seslerinde…

Kader ne fısıldar
Ey kadîm şehir, söyle !
Sessiz bir koyda,
Yapayanlız bilgeliğinle…

Üzülme sen sevgili !
Topkapı’da ağlayanlarla,
Beyoğlu, Çınaraltı’yla…

Bekle beni Sultân Ahmet
Mahzûn Ayasofya !
Bir gün döneceğim !
Gözyaşlarıyla…

Ezân, aşarken çağları
Martıların çığlıklarıyla,
Şenlenirken Ortaköy Camiî
Boğazın dalgalarıyla…

Geleceğim
Cân, cânân, yâren
Ve içime sığmayan ben !
Hakk’a adanmış,
Sevdâ türküleriyle…

Mansur Turgut

YÂRELİ SÎNELER /Mansur Turgut

Yâreli sîneler, kırbaçla tedâvi edilmez !

Ey tabîb,

İknâ gerekir, medenîlere

İcbâr değil.

Lokmân, yâreye âğu değil,

Âb-ı hayât çalandır.

Îsâ, “biiznillâh” mevte,

hayât rengi verendir.

Yâre, şefkatle devâ bulur,

Şiddetle değil.

Yangına su ile koşulur,

Körükle değil.

Mabeynde rahîm olunur,

Şiddetli değil.

Kardeş, cân, karındâştır,

Gayr değil.

Gayra iki büklüm olursun,

Cânâ sille vurursun,

İş değil.

Üzersen sevdiğini,

Üzülürsün,

Hoş değil.

Duy sözümü,

Dediklerim boş değil.

Gözyaşım / Mansur Turgut

Yıkıldı hânım, hânümânım,

Gönül sarayım,

Yıkıldı dağlar.

Bugün değil, bir çift göz

Nil, Fırat, Dicle ağlar.

Gözüm yaşarmadı belki,

Ammâ !

Gönlüm kan ağlar.

Yinede,

Akmadı göz yaşım,

Tenime sanmâ !

Ciğerimden kan damlar.

Emîn olabilirsin !

Ben gibi kepâze dahi

Yevm-i Muharrem oduna

Ağlayan cânlar misâli

Kanlı gözyaşıyla ağlar.

Zulm ulaştı âfâka !

Bir Kerbelâ değil.

Yaşanan bir değil, bin Muharrem,

Kesilen bir değil, bin Hüseyn’dir.

Yıkılan ümitlerim,

Yakılan yüreğimdir.

Evet, tenime değil,

Gözyaşım bugün,

Rûhuma, cânıma damlar.

Bir ben değil bugün, âsumân ağlar…

Mansur Turgut

Gurbet/Mansur Turgut

Gerçekten,
Acıymış gurbet.
Yaran olsa saramaz,
Ölün olsa, gidemezsin,
Sâde susarsın.

Bağrına taş basıp,
Susarsın.

Gözyaşların akar içine,
Silemezsin.

Âh ki Gurbet
Yârın ne getirir, ne götürür, Bilemezsin.

Vatan, tüter gözünde,
Her diyârı sevemezsin.
Ne, neden, niçin ? Diyemezsin…

Hasret kavurur kalbini,
Ana-baba
Erişilmez rüyâ,
Varayım dersin,
Varamazsın.

Hele bir de,
Sebeb-i gurbetin sürgün,
Kardeşlerin esîr,
Hissiyâtın ölgünse
Yanayım dersin,
Yanamazsın.

Gurbetim,
Olur mu kurbet ?
Belki birgün, elbet
Döneyim dersin,
Dönemezsin.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑