Anne Tozu Teorisi/Sabıkalı Ellerin Su İçirme Telaşesi / Farzımuhal

prematüre martılar ulanıyor gösterişli iplere
başağa durmuş buğdaylar masumiyet sarısı
ellerin doğurganlık borçlanır
o uykusuz
o huzursuz
o geceye
gece bir deniz
bu defa ölmeyecek butimar
ellerin denizden bengisu devşirecek

ispat edilmemiş önermelerde bir aloe veda
bir fesleğen ayrılık
anne ellerin ne kadar güzel

anne kulunçları ağrıyor dünyalıkların
bir tahammül sarıyor düşündükçe çehreni
ben iflah olmaz muntazırı baharın
ama kulunçları ağrıyor dünyalıkların

evlerin kapıları dokuz köye kapalı
evlerin kapıları ellerinle kınalı
bir ihtimal sarsıyor düşündükçe çehreni
nasıl bir öfkeyse bu ellerine duyulan
ellerin su içirmekten sabıkalı

ellerinde gönenç ferahlık
sibir yanaklarında buz tutmuş matem ve kıvanç
ki buz da bir su sonuçta
üşengeç anımsamalar varsın pencerenden geçmesin
anne ellerin dört mevsim dua günceli
ellerin bu sefer çiçek açmasın
seğirtip de öpeyim o gülfizan elleri

Dilerse…

Farzımuhal

Gül’su’rur / Farzımuhal

Ah Gül’su’rur
Çıktığın sonsuza yolculuk
Ağlayan Sadece nisan değil arkandan
Arif’an ç’ağlar durur
ağlar durur o kimsesiz çocuk
ki ağlamak memleketimde ölmek kadar sıradan

Ah Gül’su’rur
Ki huzur bir sarı kaftan
Ki yüzün ertelenmiş bayramlar avuntusu
Ki hüzün bir ılık yağmur
dökülür bakışlarından

Fm

ben babamı kırk yaşımda kaybettim/farzımuhal

Ben babamı kırk yaşımda kaybettim
Bir eylül gecesiydi
Kanadı kırık kırk kırlangıç süzüldü genzimden
Ağlayamadım
Gidemedim , koklayamadım avuçlarını
Gidemedim,
çok uzaktaydım babamdan ve denizden…

Tozlu düşlerime sığındım çaresiz
Elimden tutan bir el gördüm puslu camlar ötesinde
Sırtıma dağ,destanıma kahraman
Ben aciz

Bilemedim kırk yıllık hayal gördüm
Kendimi ağlamaya meyyal gördüm
Ağlayamadım
Bir ah çektim derinden

Ordular kurdum zihnimde, süvariler, piyadeler
Bombaladım tüm mevzilerini ayrılıkların
Esir ettim firari yakamozları ,
Sırdaş bildim yıldızları
Yolladığım tüm şifreli telgraflar çözüldü
Mors alfabesi terketti beni ilk önce
Sonra sen baba
Sonra sen gidince
Ağlayamadım
Sol yanımda bir sızı yeşerdi ince ince
Sol yanıma bir sızı yerleşti sen gidince

Farzımuhal

“gözlerine her şiir ayrı bir infilaktır” / Farzımuhal

Gözlerin mevzu bahis,vazgeçtim sızlanmaktan
Asfar yalnızlıkları bir bir kınalıyorum
Hep ürktüm,hep çekindim yokuşta hızlanmaktan
Ardında koştururken,soluksuz kalıyorum
Gözlerin mevzu bahis,vazgeçtim sızlanmaktan

Asumana üflesem denizden süzüp ezrak
Yitik şehsuvarları muştunla etsem teskin
Gözlerin hedefine kilitlenmiş bir mızrak
Saplanınca göğsüme, ne küs kalır ne de kin
Asumana üflesem denizden süzüp ezrak

Tutuşur yangınlarda keşmekeş arşivleri
Mütehayyir bir baksan şu eylemsiz halime
Gözlerin gül kokulu bir silahın yivleri
Delip geçer umarsız,bakmadan ahvalime
Tutuşur yangınlarda keşmekeş arşivleri

Gözlerine her şiir ayrı bir infilaktır
Devrimler düşlemektir mısralar adedince
Merdümgiriz halimle vuslat kucaklamaktır
Nazarın esrarıma muvafakat edince
Gözlerine her şiir ayrı bir infilaktır

Fm

karahindiba/farzımuhal

“Şiirlerin neden toprak kokmaktadır”
sordu safran
say ki ben şiir diye
karahindiba toplamışım
yıldızların göğünü süslediği
isimsiz yaylalardan

“Şiirlerin neden denizden korkmaktadır”
sordu turkuvaz
say ki ben şiir diye
okyanus koklamışım
bir deniz feneri yalnızlığında
güneşsiz kıyılardan

“Şiirlerin neden orman hırçınlığıdır”
sordu hârda
say ki ben şiir diye
kelebek avlamışım
bangui yollarının
ürkek kıvrımlarından

“Şiirlerin neden uçurtmalara mahrem “
sordu mavi
say ki ben şiir diye
kehkeşan düşlemişim
mahpus çocuklarının
evrensel umutlarından

“Şiirlerin neden gökkuşağına hayran “
sordu şövale
say ki ben şiir diye
çakıl taşları toplamışım
doluya tutulmuşken
köprüaltı sığınaklarından

Duygusal Renk Kopuşu / Farzımuhal

Dedim cana merhem derd-i yâr olur

Dedi yâr dertlisi bikarar olur

Dedim çakıl ne ki yollar dikenli

Dedi yürüyene çemenzâr olur

Dedim gaflet beni koymuyor yola

Dedi fark edene ilan ar olur

Dedim hem nasihat hem balyoz sözün

Dedi anladığın sana kâr olur

fisiltilar yukseldi sovaleden ;

ben step’sarısı

uçsuzluğa payanda

ben sararım buğday toplayan köylü kızları

geceleri avlanmayan rengim ben

hem masum

hem uçarı

beni idam etmeyin

ben ırk’arası

afrikalı bebeğin teninde ,

ayrımcılığa karşı asil duruşumda saklıdır direncim

ben kömür karası,

ben gönül yarası,

babasız çocuğun şuur altında

bir maden göçüğü sonrası

beni sürgün etmeyin

ben gök’grisi

kâh mutlu evlerin bacalarında dans ederim

kâh bulutların kucagında

kül rengi katliamlar artığı bir savaşzedeyim

bomba olup atılırsam beni bağışlayın

anneler,çocuklar ve Hüma kuşları

beni kurşuna dizmeyin

ben alelade bi’rengim

özümde masum,

bana yükleyerek tum soykırımları

kurtulacaksa eğer insanlık

kabulüm

beni infaz edin

yetim bir gökkuşağı altında

sizler renksiz şarkılar söyleyin g’ayrı

Anneler,çocuklar ve Hüma kuşları ölürken

suçlayın idam ettiğiniz butün renkleri

deliksiz uykularla bekleyin

Mahşeri…

Dedim yükün ağır belli derdin çok

Dedi bu bir sırdır fa’ş etme sakın

Dedim şifa için yarana tuz dök

Dedi kanadıkça nekahet yakın

Farzımuhal

âhminelaşk / Farzımuhal

varlığın gamzede yapıncak

hasretin natuvan ingiliz kırbacı

afrika gibisin sevgilim

ürkek, olağan ve hazırlayıcı

âhminelaşk ” travmalara

.

bir oranj sitem düşer yanağından

bir pigme utancı sarmalar seni

afrika gibisin sevgilim

sende, sensiz yürümek tehlikeli

vehâlâtihî

.

iki mevsim gülersin ben dört  bilirim

senden önce harmatan öper sakalımdan

ve uğramaz buralara nevroz 

sen gülmedikçe 

afrika gibisin sevgilim

yağmur ve toz arasında

ahrakakalbîbi-harârâtihî

Bilge’nin Ağıdı / Farzımuhal

(Hilmi Yavuz’a)

Kitap yazan ellerimde bukağı
Yürürken celladımın koynuna adım adım
Hedefim kelimlerle aydınlatmaktı çağı
Yurdumun bariz sessizliğidir payım

.

Beyhude beklentiler tükenmişi kelebek gibi
Alamadan dünyadan lezzet ve kâm
Azaldıkça, gözyaşlarımdaki debi
Göç yorgunluğunu itiraf ediyor turnam

.

Direnci derimden sıyıran bıçağın
Serinliği dilimi bir başka üşütüyor
“Bilge göğüslerimden hikmetler sağın”
Diye yalvardıklarım kronik kinler güdüyor

.

Biter mi hikayem bu tozlu odalarda
Tarihe şahit etmişliğimle yaşlıyım çoklarınızdan
Gözlerim bir gün son uykusuna dalar da
Kalbimde bu küskünlükle gitmeyeyim aranızdan

.

Kaleme dokunmamış , duyguda yetimlerin
başlarını okşar yine de bu müşfik el
Ortasında titresem de zifiri iklimlerin
Memleket sevgisi zaten hicranla güzel

Farzımuhal

Tenhâ / Farzımuhal

bir sevda filizlendi

tenhasında sinemin

gül dağıttım şefkatsiz sokaklarda

adım adım

yâr aradım

.

bir kırlangıç gizlendi

sayhasında annemin

gül damıttım kıvançsız topraklarda

santim santim

âr aradım

.

âh benim ifadesiz yalnızlığım

yüzbinlerin ortasında

.

âh benim iradesiz kalışım

âhir zaman yasında

.

göğsümün ayazında bir hüma üşür

üşür kar görmemiş sektörlerinde kentin

bir mavi gül üşür

gölgemde ne civanlar gül’üşür

anne ıslanmış mı tülbentin

ağlamak yüzünde bir devrim şimdi

Bir Elif Şiiri / Farzımuhal

-memleketimin isimsiz eliflerine

Biraz utanç içinde yazdığım mısralarım

Soylu direnişini nasıl eder ki tarif

Destan yazamam belki harfleri sıralarım

Bu şiirin özeti iki hecedir “ E-lif “

.

Bilmem kaç gece sahi uyku nedir bilmedin

Gülce bakışlı balan raks ederken düşünde

Bükülüp vav olsan da zalime eğilmedin

Aydınlık bayram yaptı senin bir gülüşünde

.

Dilinde ıslak dua, kollarında bukağı

Yoruldun biliyorum cevapsız sorulardan

Belki kutlu görevin nurlandırmak bu çağı

Umut peylemek belki gökteki kumrulardan

Farzımuhal

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑