Olur / Ahmet Terzioğlu

İki gönül bir olunca,
Soğan yese de bal olur.
Dargın ise karı koca,
Dirlik düzen hayâl olur.
…..
Hâlin hat’rın sorulunca,
Anlat söyle usûlünce.
Güller açar gonca gonca,
Kaşın gözün cemâl olur.
…..
Hani bir söz var Yunus’ca,
‘İster isen var bin hacca’.
Bir kez bile kalp kırınca,
Nice ağır vebâl olur.
…..
Dinle bak ne diyor hoca,
Hakk’a kulluk eyle bolca.
Evde Kur’ân okununca,
O ev cennet misâl olur.
…..
Helâl kazan temiz harca,
Sakın girme yüklü borca.
Yaşar isen hovardaca,
Güzel günler masal olur.
…..
Dünya malı yaprak yonca,
Uçar gider savrulunca.
Ecel kapıyı vurunca,
Ömrün kuru bir dal olur.
…..
Bir gün salân okununca,
Teçhiz tekfîn olununca.
Helâllik de alınınca,
Ebet müddet visâl olur.
…..
Ahmet söyler ince ince,
Ders alır mı kendi önce.
Edep erkân bilmeyince,
Adam olmak muhâl olur.

Aslı’m / Ahmet Terzioğlu

Bir hal oldu bana Aslım’ı gördüm,
Bir şey diyemedim halden utandım.
Bilmem hasta mıydı yaslı mı gördüm,
Renkten renge girdim aldan utandım.


Uzaktan seyrettim yaklaşamadım,
Derdimi bir türlü paylaşamadım.
Yanına varıp da söyleşemedim,
Kurudu damağım dilden utandım.



O geldiği zaman bahar gelirdi,
Dilinde nağmeler coşar gelirdi,
Yüzü gonca gonca açar gelirdi,
Dikene takıldım gülden utandım.


Dağlarda yollarda kırda arardım,
Her gece hayalde düşte görürdüm.
Gel dese düşünmez anda varırdım,
Kalkıp gidemedim yoldan utandım.


Ahmed’im bir dilek dileyim dedim,
Aslı’mı defterden sileyim dedim,
Canıma kıyıp da öleyim dedim,
Mevla’dan utandım, kuldan utandım

Roza’ya Gazel/ Ahmet Terzioğlu

…..

Sevdânla kuşatıldım dört bir yanımdan Roza,

Ya gönlümü tutsak et ya çık aklımdan Roza.

…..

Sîneme saplanan ok gibidir her bakışın,

Sevdikçe ölmekteyim anla hâlimden Roza.

…..

Dikenli sözler ile çevrili siperdeyim,

İpek mendillere iz düştü kanımdan Roza.

…..

Yorgun bir savaşçıyım ben esir kamplarında,

Anılar damlıyor hep yaralarımdan Roza.

…..

Bir mayın tarlasında basmışım kaderime,

O an döküldü ismin dudaklarımdan Roza!

…..

Kanadı kırık bir kuş gibi bakma yüzüme,

Kuru bir ağacım ben tutma dalımdan Roza.

…..

Düşlerim paramparça, delik deşik yüreğim,

Beni göğsümden değil vur ta alnımdan Roza.

…..

Nisan yağmuru değil toprağa düşen benim,

Uzak dur kaderimden, karayazımdan Roza.

…..

Ne merhamet isterim ne de bir beyaz yatak,

Bir siyah gül bırakıp geç mezarımdan Roza.

…..

Ölümle taçlanan bir aşk ancak muazzezdir,

Sezâ’dır bana ölüm, geçtim canımdan Roza.

…..

Ahvâlim / Ahmet Terzioğlu

Kim derdi baharım kışa dönecek,
Kırılıp döküldü dallarım benim.
Belli ki bahtımın şavkı sönecek,
Hazâna uğradı yollarım benim.
…..
Sevmek bir hayâldi, hayâlde kaldı,
Vuslat bir masaldı, misâlde kaldı.
O yâr çok uzak bir mahalde kaldı,
Boşluğa uzandı kollarım benim.
…..
Kısa bir ân içre saklandı zaman,
Sonsuzluk arzusu yaman mı yaman.
Eteğimde ateş, başımda duman,
Hoyratça harcandı, yıllarım benim.
…..
Bazen bir kelebek, bazen arıydım,
Bazen gül kırmızı, bazen sarıydım.
N’olurdu ben de bir bülbül olaydım,
Zehr’oldu kovanda ballarım benim.
…..
Gülzâr harâb oldu, çiçekler soldu.
Ne hâlim hal idi, ne yolum yoldu.
Sermâye tükendi, vâdeler doldu,
Pul oldu mîzanda mallarım benim.
…..
Âşikân bezminde bir dâra düştüm,
Aşktan gâfil idim âh zâra düştüm.
Hicâp ile yandım da nâra düştüm,
Soruldu dîvanda, hallarım benim.
…..

a. terzioğlu

Sürgün / Ahmet Terzioğlu

Şiirler yazarken hür günlere ben,
Âfâktan enfüse sürgün gibiyim.
Aşk ile koşarken sürgünlere ben,
Rûhumun ufkuna vurgun gibiyim.

Bu dünya bilirim sürgün yeridir,
Her doğan ölü her ölen diridir.
Dünyaya geldiğim günden beridir,
Zamana sitemkâr, dargın gibiyim.

Başımda dertlerim dünyâlar kadar,
Bir zerreyim ki ben dünya bana dar.
Mukaddes yükümü tartamaz kantar,
Tükenmiş mecâlim yorgun gibiyim.

Derdimi arz etsem Zümrüd’ankâ’ya,
Ya da o Mehlikâ nam bîvefâya.
Uçmaya tâkatim yok mâverâya,
Kollarım kanadım kırgın gibiyim.

Kırık bir mızrabın yanık sesinde,
Kurak bir mevsimin tam ertesinde.
Kıyamet gününün son kertesinde,
Toprağa tutunan sürgün gibiyim.

Ahmet Terzioğlu

Şiir ve Estetik Yayında

CİZLAVET AKADEMİ 1. DERS ( 24 Haziran 2022)

Cizlavet Akademi’nin her cuma yaptığı kültürel söyleşilerinin ilk dersi olan şiir ve estetik Youtube kanalımızda. Şair Ahmet Terzioğlu şiiri güzel kılan unsurları anlattı. Hangi detaylarla kulağa hoş gelen kalıcı şiirler yazılır, unutulmayan güzel şiirlerin en önemli özellikleri nelerdi … Hepsinin cevabı bu derste…

Kanala abone olmak ve yayınları izlemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

https://www.youtube.com/channel/UCizfSyo3Ok_VtOtppxf58NA

Olmalısın / Ahmet Terzioğlu

Âfâkı sarınca kara bulutlar,

Şavkı yola düşen ay olmalısın.

Menzilinse eğer zorlu ufuklar,

Yelesi kınalı tay olmalısın.

Yol verir tohuma toprak gül olur,

O güle bir nazlı yâr bülbül olur.

Gün gelir gül solar diller lâl olur,

Mürde gönüllere hay olmalısın.

Rahmeti intizâr eden toprağa,

Hasret yudumlayan dile dudağa.

Sadağında muştu olan ulağa,

Umutla gerilen yay olmalısın.

Sen ezelden beri yâre sevdâlı.

Sadâkat gamzeli, özü vefâlı,

Gözüne değince ağyâr hayâli,

Her gece inleyen nay olmalısın.

Rahmet bulutları gibi gözlerin,

Bakışındaki sır derin mi derin.

Duâya durunca dilin ellerin,

Gürül gürül akan çay olmalısın.

Ahmet Terzioğlu

İNTİZÂRIM / Ahmet Terzioğlu

Dilim tadım damağım, şekerim balımsın sen.

Köküm gövdem yaprağım, çiçeğim dalımsın sen.

Kalp atışım nabızım, benim sol yanımsın sen.

Varım yoğum hayatım, her şeyim canımsın sen.

Yazım kışım her ânım, güzüm bahârımsın sen.

Günbatımım sabâhım, leyl-ü nehârımsın sen.

Enîsim hüsn-ü yâdım, duâm ezkârımsın sen.

Ümîdim ihtiyacım, hep intizârımsın sen.

Nazarımda sevâbım, gözde günâhımsın sen,

Tâc-ı tahtım sultânım, cây-i penâhımsın sen.

Zülf-ü yârim nigârım, çeşm-i siyâhımsın sen.

Kalırsan kisb-ü kârım, gidersen âhımsın sen.

BENİ / Ahmet Terzioğlu

~~

Yanayım aşkınla ey yâr ne olur,

Kâse-i fağfur’da mey eyle beni.

Şefkatli sînene al sar ne olur,

Koy gönül tahtına bey eyle beni.

~~

Azattan âzâde bendenim senin,

Peşinde pervâne gölgenim senin.

Bir boynu tasmalı kölenim senin,

Gezdir pazarlarda pey eyle beni .

~~

Kudümün ritmine bağlat kalbimi,

Semâhına rabt et hoyrat elimi.

Mutrip gibi söylet ağlat kalbimi,

Yanık nağmelere ney eyle beni.

~~

Semâya açılmış beyândır elim,

Bir tek sana ey dost âyandır hâlim.

Her vakt-i seherde nâlândır dilim,

Aydın seherlere  leyl eyle beni.

~~

Düşündüm Daldım / Halil Şerbet


Bahar bile görmedim yaz beklerken,
Kara kışa namzet hazana kaldım.
Elalem eledi ununu, eleğini astı erken,
Kurban olduğum yazana daldım…

.

Şimşek’ler gürül gürül çaktı da,
Ben bir damla sızana kaldım.
Rahmet sağanak sağanak aktı da,
Hiç kanmayan hizana daldım…

.

Ne yarın hesabı, ne ukba korkusu,
İblis girdi koluma, sui-zana kaldım.
Anladım! Yar imiş gönlümün tenakusu,
Mahşer’de kurulacak mizana daldım…

.

Vira Bismillah düştüm balık peşine,
Götüren götürmüş, ben sazana kaldım.
Nasipte ne var, karışılmaz hâlık işine,
Mahlukata rızık vereni, izana daldım…

.

Lisan-ı halim bütün şeytanları taşladı,
Artık bir tek yalnız hüsnü-zana kaldım.
Gönlümde, dilimde oruca başladı,
Ayların sultanı Ramazana daldım…

.

Bugün başka, hesap bir başka yarın,
Havf ile reca arası, zana kaldım.
Cemâlini görmek için Sevgili yarın,
Güller gülü nazana daldım…

.

Çarptım, topladım, çıkarttım, böldüm,
Kâh affına, kâh cezana kaldım.
Hayal aleminde ölmeden öldüm,
Narı cehenneme, suzana daldım…

.

Delikanlı, gözü karaydım, gençtim,
Şimdi çocuğa çoluğa, kızana kaldım.
Evlad-ı iyalden, cennetten vazgeçtim,
Artık yalnız Senin rızana daldım…

.

Kararan bahtıma ziyanla yaktım,
Murat buyurduğun sezana kaldım.
Şöyle başımı kaldırıp yukarı baktım,
Gezegenlere, yıldızlara, fezana daldım…

.

Ukbayı düşündükçe artıyor derdim,
Yığılıp olduğum yere uzana kaldım.
Ad, Semut, Lût kavmiyle ürperdim,
Bu gün de dün gibi azana daldım…

.

Şiir’ler, türküler bozuldu, popa gardı.
Bir kaç beni anlatan ozana kaldım.
Bozuldu atmosfer, her yani sis sardı.
Delindi delinecek, ozona daldım…

.

Cedd’im savruldu; hemen hemen hepsi,
Geride uçuşan bir kaç tozana kaldım.
Berzah vuslatın daracık geçiş kapısı,
Lezzetleri kökünden bozana daldım…

.

Ey dünya sen gönüle giren tatlı bela,
Senin hep cefana, ezana kaldım.
Vuslatıma fermanla verilen sela,
Kulağıma okunan ezana daldım…

.

El savurmuş harmanı kaldırmış hasatı,
Ben her zaman ki gibi kozana kaldım.
Bahşedilen ömür çoktan geçirmiş vasatı,
Bir kefene, bir de su ısıtacak kazana daldım…

.


Halil Şerbet

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑