Author Archives

  • Zeze’ye Mektuplar / Gökhan Bozkuş

    Merhaba Zeze, Merhaba hüznünü sevdiğim çocuk. Merhaba derdini derdime katıp, sesine sözüne ruhumu sarmaladığım çocuk. Sana mektup yazmak geldi içimden. Suskun çocuklar yerine. Susturulan çocuklar yerine. Konuşmak,  gülmek , oynamak istemelerine rağmen güneşten, buluttan, sokaklardan mahrum edilen çocuklar yerine. Benim… Read More ›

  • Sorarsın Bazen / Gökhan Bozkuş

    Sorarsın bazen…    Özlediğin cevapları bulmak için umut olur  soruların sırtında , ur olur bazen de kambur misali…Çıkarsın dışarı,Yunus olursun.Kâh çiçeğe kâh börtü böceğe, öylece saçarsın sorularınıÇıkarsın dışarı, Yunus olursun. Sorarsın bazen…    Niçin ve nedenler… Dilinde ‘neredesin’ nakaratlı türküler… Read More ›

  • Demirden Oyuncaklar / Gökhan Bozkuş

    Her akşamüstü oyuncakçı camekanındançocuk ellerininizlerinisilerDiyor Sunay Akın. Evet çocuk ellerinin izleri…Kimselerin duymak istemediği çocuklardan bahsedeceğim sizlere.Elleri oyuncakcı camekanında değil karanlık ve soğuk hücrelerin demirparmaklarında olan çocuklardan bahsedeceğim.Emekleyen dizleri yırtılan picamalardanAnne dünya burası mı,diyen dudaklardan…‘Uyanınca çocuk olmalarım var benim’ diyen Edip Cansever acaba görseydi onları… Read More ›

  • Anlarsın Bazen / Gökhan Bozkuş

    Anlarsın bezen…     Esrarı çözülür girift bilmecelerin. Gri bulutlara renk gelir de aralanır perdeler. Sevinirsin bir çocuk gibi ama başka türlü bir sevinç olur bu;  paranteze alır, saklarsın. İnsancıklar romanından Dostoyevski ses olur içindeki sese:  “Ne kadar çok anladıysam, o… Read More ›

  • Sarı Boncuğun Gurbeti / Gökhan Bozkuş

    Soğuk bir kış günüydü. Henüz kararmamıştı hava. Ninemin elinde teşi, yün eğiriyor. Annem, ablamın önlüğünü dikiyor ; babam ise elinde kehribar tespih , dışarıda yağan karı izliyordu. Biz ise sobanın etrafında daire çizmişcesine kızarmaya başlayan dilim patatesleri izliyorduk. Hepimiz heyecanlı… Read More ›

  • Var / Mehmet Remzî

    Düzen böyle kurulmuş soğuğu ısısı varDört mevsim on iki ay hem günü haftası varSaniye şaşmaz döner hem yolu rotası varSayısız penceresi iki de kapısı var… Nicesi konup göçmüş Dünya denen yuvayaTevhid mührü vurulmuş dağa taşa ovayaBalıklar yüzer kuşlar kanat çırpar… Read More ›

  • Kırlangıç ve Korkuluğun Aşk Hikayesi / Gökhan Bozkuş

    Sana korkuluktan bahsedeyim. Bir aşk öyküsünün diğer kahramanı. Eski bir gömlek var üzerinde. Başı yana doğru, kolları her daim açık. Yüzünde sürgün bir gülüş.  Şapkası bağlanmış çenesine. Saçları kuru otlardan hediye. İçinde kocaman bir direk ve görmezler onu dik zannedenler…. Read More ›

  • Sevda Bu / Hamide Yaramış

    SEVDA BU Sevda bu dili döndürende Sevda bu dili lal edende Sevda bu ya öldüren ya diriltende Sevda bu sessizce delirtendeç Yer bilmez, yurt bilmez divane edende Hatır bilmez, sır bilmez virane edende Nice canlar tende yandı bilinmez Aşk ateşi… Read More ›

  • Yazarsın Bazen / Gökhan Bozkuş

    Yazarsın Bazen Sözcüklerin dudak,  harflerin dil olur. Hecelerin nida , virgüllerin umut ve noktaların nihayet. Yazarsın, yazarsın da ıssız bir adada bağıran Robinson misali duyuramazsın sesini kimselere. Sesi kısılır harflerinin ve yorulursun. İçinde her gün onlarca şair, yüzlerce dengbej, binlerce… Read More ›

  • Günlerden 20 Nisan / Zeynep Avcı

      Günlerden 20 Nisan…O gün hem emanetim kucağıma verildi hem de canım babamın özgürlüğü alındı.Bir yanda bir can dünyaya gelişinin sevincini yaşatırken öteki yanda yaşını almış bir babanın özgürlüğünün elinden alınmasının hüznünü yaşatan 20 Nisan…İlk doğum değildi ,gurbette İlk doğum… Read More ›