İbrahim / İbrahim Sayar


İbrahim’i bilirsiniz,
hani Raha ilinden.
ateşte biten gülünden,
tanırsınız onu.
terk ettiği tahtından,
sultanlığı bahtından,
bilirsiniz ötekini de.
bir İbrahim daha var…
Sultanlığa meraklı,
nemrudu içinde saklı;
gülşeni aramaklı,
ateş içinde aklı.
Nar içinde bihaber,
zavallı
gülşendeyim zanneder…
deve yitirmiş ormanda,
arar durur tavanda,
mahsulü yok harmanda,
lafları boş havanda
döver durur,
böyle avunur…

Gönlünde bir kara sevda,
derdi dağları aşkın.
fermanını arar aşkın…
Yar içinde süveyda,
silip atamaz şaşkın.

İbrahim, İbrahim!
hani bir kalpte iki yar olmazdı?…
hani tavanda deve aranmazdı?…
eğer sen
İbrahimsen,
bu yollar
geçit vermez aslanım.
azığı zehir,
lokması demir,
dünyası tuzak,
Leylası yasak sana.
böyledir emir…
Hakk’a revansan,
aşka revansan
bedeli ödenir…
bedel,
bazen Hacer,
bazen İsmail,
bazen oğul tadında sarılmak,
bazen taca tahta darılmak…
pazarlığı yapılmaz…
düş yollara İbrahim,
bilelim,
yarın kim?
bırak İsmail’i,
bırak Hacer’i.
burada,
bu sıcak susuz yurda.
hem hiç bakma ardına,
isterse yem olsunlar
kuşa kurda.
köle olmaya tahtını,
aziz olmaya bahtını,
hiç bozmadan ahtını
ver de öyle git.
oğul, yar deyip ah çekeceksen,
gözünden bir damla yaş dökeceksen,
hasretin önünde diz çökeceksen,
yola çıkmadan yüreğine
sor da öyle git.
İsmail’i güneşe,
Hacer’i ateşe
ver de öyle git.

İsmail yırtınmada,
Hacer çırpınmada.
ana yüreği dayanmaz,
çöl bile öyle yanmaz.
pek derindir yarası…
safa-merve arası,
koşturur İsmail için,
çırpınır bir yudum su için…
İbrahim Hakk’a tapar da
Hacer, hacerliğin yapar da
ALLAH hiç unutur mu?…
ab-ı hayat topuklarda,
zemzem verir İsmail için,
zemzem verir Hacer için
için artık,
doyuncaya kadar için…

Hakk dilerse ateşler gülzâr olur İbrahim.
çölde zemzem fışkırır, etraf bahar olur İbrahim.
yeter ki sen İbrahim ol.
yeter ki sen müstakim ol.
yavrunu bırak uyurken beşiğinde,
ama yüreğini kapı eşiğinde,
sakın ha bırakma
zira bu sevda
ekmeksiz olur,
tüfeksiz olur
ama yüreksiz olmaz…

yürü aslanım,
Hacer Allah’a emanet.
unutma, dönüp bakmak ihanet.
İsmail’im yok deme,
senin sevdan (davan) İsmail.
belki öksüz ve yetim…
sakla onu çatlayan sinende…
çırpındıkça Hacer,
yandıkça İbrahim
zemzemler fışkırsın,
İsmailler büyüsün.
bir altın silsileden,
kervanlar yürüsün
yüreğinden İbrahim…

git İbrahim!
senin derdin
tacı bırakıp tahttan inişte biter.
git İbrahim!
bizim gülzâr, ancak ateşte biter…
ateşlere girmeden,
narda güller dermeden,
hacerleri vermeden,
sultanlığı yermeden,
gedalığa ermeden
ne ibrahim olunur,
ne de mevla bulunur…
git ibrahim!
hadi git…….

İbrahim / İbrahim Sayar” için bir yanıt

Add yours

  1. Haktan nida gelince,
    Peygamber imdadına:
    Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol” diye.
    Odunlar balık oldu; alevler göl oldu bende.

    Peygamberlere  diyar, Nemrudlara mezarım.

    Halil ibrahim sofraları benden alır lezzetini.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: