Reddedilen Ünlüler / Gökhan Bozkuş


   Hiçbir büyük yazar annesinden ünlü roman yazarı olarak doğmamıştır. Hiçbir ünlü şair ilk şiirleri ile edebiyat çevrelerince hemen beğeni almamışlar. Bu yazımda sizleri yazarların eserlerinin perde arkasına doğru bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Nasıl yazdılar, nasıl meşhur oldular, nasıl geniş kitlelerce kabul gördüler ve hiç zorluk yaşadılar mı?

İrlandalı yazar Samuel Beckett’nin Murphy isimli romanı 42 kez reddedildikten sonra ressam arkadaşı Jack Yeats’in tavsiyesi üzerine Routledge tarafından basılmıştır.

 

Türk edebiyatında öyle bir roman vardır ki sadece basılma süreci bile başlı başına bir roman hatta film konusu olabilir. Bir mühendisin yazdığı ve Türk romancılığında önemli bir devrim yapmış olan bu romanın dosyasını  Atay basılmamış bir kitap olarak TRT Roman Yarışması’na gönderir. Tek beklentisi vardır o da romanının okunması. Jüri başkanının da katkısıyla roman okunur, büyük tartışmalar sonucunda juri herkese aynı ödülü verir. Tutunamayanlar yarışmadaki diğer romanlarla birlikte TRT Roman Ödülü alır. Tutunamayanlar hariç TRT Roman ödülü alan tüm eserler kendilerine bir yayıncı bulur ve romanları basılır. Nedenini kalın oluşuna bağlıyorum. Kitabı i yayınlayan yayınevinin sahibi Hayati Asılyazıcı şöyle anlatıyor: “Cumhuriyet gazetesinde TRT Roman Ödülü’nün haberini gördüm. Bir yayıncı olarak ilgimi çekti, tek tek isimlere baktım. Hepsi tanıdığım isimlerdi. Sevgi Soysal, Fakir Baykurt ve diğerleri. Ama içlerinde biri vardı ilk defa duymuştum ismini. ‘Oğuz Atay / Tutunamayanlar’ yazıyordu.

  Benim yayınevinin altında üniversite kitapları satan bir dükkan vardı. Orada ders kitapları satılıyordu. Bir topografya kitabının isminde de Oğuz Atay yazıyordu. ‘Aynı kişi olamazlar herhalde’ dedim. Teknik bir kitaptı çünkü.

 Hemen Cumhuriyet gazetesi yazı işlerini aradım. O gün nöbetçi olan Çetin Özbayrak çıktı telefona. ‘Hepsini tanıyorum, bir tek Oğuz Atay’ı tanımıyorum; kim bu yazar’ dedim. Sağ olsun bana TRT Roman Yarışması’na katılan eserin bir kopyasını gönderdi. Akşama kadar sadece okudum. Hatta eve giderken yanıma almak istedim. Çantaya da sığmadı bir poşete koydum ve öyle eve getirdim. Gözlerim kapanana dek okudum romanı… O ana dair söyleyebileceğim tek şey: elimde tuttuğum romanın bir öncü eser, çağdaş ve hatta çağının önünde bir roman olduğunu anladım. Ertesi gün ilk işim Oğuz Atay’ın çalıştığı üniversiteyi aramak oldu. ‘Bugün Oğuz Hoca yok, yarın gelecek’ dediler. Ben o sırada kitabı okumaya devam ediyordum.

Ertesi gün Oğuz Atay aradı beni. ‘Romanı bitirmek üzere olduğumu ve uygun bulursa basmak istediğimi’ söyleyince akşam hemen yanıma geldi. 

Bana romanla ilgili sorular sordu, aldığı yanıtlarla tatmin olmuştu. Çıkmadan önce son kez baktı bana ve şu soruyu sordu;

‘Kararınız kesin mi? Basacaksınız değil mi?

  Oğuz Atay’a tek bir şart sundum. Eldeki imkanlar ve kağıt sıkıntısından dolayı bu kitabı ancak ikiye ayırarak basabilirdim. Kabul etti ve anlaştık. Tutunamayanlar basılacaktı.

Bu soruyu soran Atay o kadar heyecanlanmış olacak ki kitabın basılması ile ilgili hemen hemen her aşamada yardımcı oluyor. Hayati Bey o anları da şöyle aktarır:

Bu arada sıradan bir kitap düzenlemesinden söz etmiyorum, kimi bölümlerinde sayfalarca noktalama işaretleri kullanılmadan yazılan bir eserin düzenlenmesinden söz ediyoruz. Çocuk gibi heyecanlıydı bu süreçte. Ve gerçekten her şeyiyle ilgilenerek ortaya çıkardı o kitabı. Kitap artık basılmıştı. İlk paket ofise geldiğinde ikimiz de ofisteydik. Ambalajı kendi açtı, çıkardı ilk kitabı bana kendisi imzaladı. Bu, Tutunamayanlar’ın ilk imzalanan kitabıydı. Kitabı imzaladığı o an Oğuz’a şunu sormuştum;
‘Gerçekten kimse mi basmadı?’
Aldığım yanıt beni çok şaşırttı: Kimse basmamıştı. 
Okuyanlar vardı; anlamayanlar vardı, çözemeyenler vardı ve tek bir yanıt alıyordu kitap; ‘Basamayacağız!’ Kitap basıldı ancak satılmadı. Tıpkı dönemin yayıncıları gibi okuru da anlamadı kitabı.”

Kitap basılır ama yıllarca birçok kimse haberdar olmaz bu kitaptan. Milliyet gazetesinin sanat sayfasında özel bir Oğuz Atay dosyası yapılana dek sürer bu durum. Daha sonra İletişim Yayınlarının kitabı basması ile geniş çevrelerce tanınması da artar.

Bugün dünyanın en çok okunan  romanları arasında 150 milyon gibi bir sayıyla ikinci sırada  olan Yüzüklerin Efendisi, gönderildiği ilk yayınevi tarafından “Satmaz” denilerek geri çevrilmiş.

Yine dünya çapında popülerliği tartışılmaz olan Harry Potter da çok kalın ve pahalı bulunarak gönderildiği yayınevi tarafından reddedilmiş.

Roman Taslağı

Dünya edebiyatının en çok okunan romanlarından olan Hayvan Çiftliği basılmadan önce 4 yayınevi tarafından reddedilmiş.

Kitap taslağı. Hayvan Çiftliği

Hermann Melville’ın baş yapıtı Moby Dick de birçok yayıncı tarafından reddedilmiş hatta 1851’de yayınlandıktan sonra çok sert eleştiriler de almıştı. Bugün en beğenilen eserler arasında bulunuyor.

Sylvia Plath’in The Bell Jar (Sırça Fanus) eseri de iki kez reddedilir. Aşağıdaki taslak ona aittir.

 

Eleştiriler muhakkak olacaktır. Anlamayanlar da olacaktır. Ama sizin bir emeğiniz söz konusu ise er ya da geç hakkettiğiniz değere kavuşacaksınız.

Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi adlı romandan bir taslak:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: