Gözünde Hüzün Heybesinde Umut / Gökhan Bozkuş


  2013 baharı idi. Üniversite yıllarında tanıştığım şiir sevdalısı öğretmen bir arkadaşım bir gün telefon açtı. “Gökhan abi bazı akşamları bizim okulun bahçesinde semaver çayı yapıyorum ve çok güzel sohbetler oluyor. Bekir Salim abi de gelecek bu hafta. Sen de gel istersen.”  Şiirlere özellikle halk şiirine olan ilgimi bildiği için bu güzel sofradan istifade etmemi istemişti. Benim gittiğim hafta Bekir abi gelemedi. Onun geldiği haftalar ben gidemedim. Velhasıl tanışamadık Bekir abiyle. Bir dönem başladı sonra. Ne okullar kaldı, ne öğretmenlik, ne radyolar ne kanallar… Bekir abi Amerika’da şimdi. Onunla telefonda görüşüyoruz beraber şiir üzerine, edebiyat üzerine  sözlü geleneğimiz üzerine sohbetler ediyoruz. Bekir abiyi dinlerken doğduğum köye gidiyorum sanki. “Gökhan Kardeşim nasılsın?” dediği zaman şair Kemal Özer’in Görüş Günü şiirinde oğluna seslenen anne bana sesleniyor sanki.

Oğul ben senin görüş gününe

dağları devşirerek geldim

-bizim oranın dağlarını-

sevincimi ırmaklarda arıtarak

-bizim oranın ırmaklarında-

sabah yeliyle örerek saçlarımı

-bizim oranın sabah yeliyle-

o şimdi özlemiştir dedim

sesimi bizim oranın

çiçeklerine değdirerek geldim:

Nasılsın?

Beki abi ile ilgili bu yazıyı yazmak niçin geldi aklıma. Ve onu neden yazmak istiyorum, sözü uzatmadan oraya geleyim. Kendisi ustalarla tanışmış. Ustalara yetişmiş. Ustaların iltifatına mazhar olmuş. Çok sözler toplamış ustalardan. Çok çiçekler derlemiş o bahçelerden. Ben çırağım, ben talebeyim dese de her seferinde, gözümde o büyük bir usta. İstifade etmeye çalışıyorum, şiir yazan dostları da onunla beraber pazar akşamları canlı yaptığımız sohbetlere davet ediyorum.

 Turgut Uyar “Ustalaşmak bir kedinin kendi doğasına yabancılaşarak yavrularını yemesi gibidir. Oysa sanat aklı, olguları ve şeyleri yüklerinden kurtarmaktır” dese de bizim Ustamız Bekir abi naifliği ile, tevazuu ile , ses tonu ile şevk vermekte bize. O dokunurken sazın teline ağlamakta Anadolu’nun ücra bir kasabasında yapayalnız kalmış bir kardeşimiz.

Erzurumlu Emrah’tan

Çağrışır bülbüller gelmiyor bağban

Hoyrat dost bağından gül aldı gitti..

Yüz bin mihnet çektim bir bağ bezettim

Yari ben besledim el aldı gitti.

  Dizelerini dinleyen gariplerin bazıları bir kamp odasında, bazıları da yapayalnızlığın farklı tonlarında okunan şiirlere, anlatılan hatıralara tutunmakta. Aldığım mesajların verdiği şevk ile yazıyorum bu yazıyı. Gökhan Hocam keşke her akşam yapsanız bu programları diyenler oluyor. Hocam sabah erken işe gideceğim burada gecenin ikisi ve sizin program keşke hiç kapanmasa diyenler oluyor.

 En neşeli türkülerin bile notasına sinmiş acılar. Okurken hüzünleniyor, paylaşırken dertleniyoruz. Bir hak dostu demiş ya hani… “Beni oynuyor görüyorsunuz ve hükmediyorsunuz ki pek neşeliyim. Acele etmeyin yanılıyorsunuz, neşemden değil kafası kesilen bir kuş gibi elemden çırpınıyorum.”

Bekir abi de bu çırpınmayı görebiliyorum. Bazen İnstagram’da bazen Mor Oda’da şevk vermek şevk almak için bulduğu boş bir zamanda alıyor eline sazını. Kuruyor sözlerden, notalardan sofrasını. Nasibi olanlara şevk oluyor.

 Kendileri ile aynı sitede şiir yazma onurunu yaşadığım iki şair de  Bekir Salim abi ile sevdik şiiri, onun radyo programlarını dinleyerek başladık şiire diyorlar. Birisi her mısraında sızılar damlayan heceyi muhteşem kullanan üstadım, ağabeyim Ahmet Terzioğlu. Diğeri de imgeleri ile yeni şiir sesi ile iç ıstırabı ile yarının ders kitaplarına girmeye namzet şair Farzımuhal ( Cenk Ilgar). Sadece onlar mı ? Elbette hayır. Özlem şiirleri ile burnumuzun direğini sızlatan şair Beyruha da oturmuş Bekir Salim sofrasına. Oturmaya devam etmekte.  

 Bekir Salim abiden kendi adıma sadece şiir sadece türkü sadece hatıralar öğrenmiyoruz. Unuttuğumuz ya da üzeri tozlanan hasletlerimizi de hatırlıyoruz. Vefasızlığı en zirvede yaşadığımız bu günlerde onun eski dostlarını bıkmadan usanmadan neredeyse her hafta tekrar edişi vefa değil de nedir ? Naiflik dedim ya yukarıda. Bazen çok tekrar ettiğini o da anlıyor ve ilave ediyor. Usanmayın ama benim o güzel insanlara vefa borcum var. Ne güzel bir anlayış. Ne güzel bir ruh. Vefadan usanmıyor belki ama usandığı şeyler de var.

Çok sevdiğim bir şiirinde Sümmani Baba’nın

“Canım kurban olsun mertoğlu merde,

Benim emeklerim hiç oldu nerde,

Sefil sümman durmaz gider bu elde,

Aktı gözüm yaşı nemden usandım.” Şiirinde dediği gibi o da “usandım” der.

Dost, bağımı talan etti; hasâretten usandım.

Yaktı bu cism ü cânımı, hararetten usandım.

Ya sabır ver, ya bir çare, ey sâhibel gureba,

Bu kadar yalan, iftira, hakaretten usandım.

Ben de aciz bir kulunum, sevgide haddi aştım.

Ehl-i îmân vefi olur deyip peşinden koştum.

Günah işlediysem affet, gene bahtına düştüm.

Derdimi dert bilmezlere şikâyetten usandım.

Nasıl bir cinnet hâlidir; dostu düşman seçerler,

Farkında bile değiller; kime savaş açarlar.

Üç kuruşluk dünya için ukbadan vazgeçerler,

Bu zavallı, bu kör kütük cehaletten usandım.

Bir gün gelir havayı da suyu da çok görürler

Niye bilmem özlerinde böyle bir hak görürler.

Bu kafayla, akı kara karayı ak görürler.

Meleği şeytan gösteren siyasetten usandım.

Salim der, merhamet eyle, bana gazapla bakma.

Bu dünyada yandırsan da öte tarafta yakma.

Mutlak âdil olan sensin, hakkım varsa bırakma,

Ben, üç beş fani elinde adâletten usandım.

Usandım diyen Bekir Salim abiden vefa değil sadece umut da topluyoruz. Aşık Reyhani’nin

“Kış gelir, yaz gelmez diye gam yeme.

Her kışın sonunda bir bahar olur “ mısralarını okurken bizlere her zaman umutlu olmamızı da tavsiye eder.

Kendisi ile ilgili yazılacak söylenecek o kadar çok şey var ki.  Bu yazı ile sadece yaşayan bir deryayı hatırlatmak istedim. Madem ki sazı ile sözü ile aramızda. O halde ondan istifade edelim. Atalet, miskinlik, ümitsizlik gibi sözlere savaş açmış adeta. Resimler çiziyor. Uluslararası platformlarda ses getirecek tabloları yarına yetiştirmeye çalışıyor. Geçenlerde bitmemiş Mozart tablosunu gönderdiğinde bir latife de yapmıştım. ” Abi Mozart’ı bugüne kadar çizen yüzlerce ressam olmuştur. Ama sizin Mozart’ın gözleri başka hüzünlü bakıyor. ” Nasıl bakmasın ki… Resimleri çizerken ya Harput türküleri, ya Erzurum türküleri dinliyor büyük Usta

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: