Cimri Dede/Ömer Dilbaz


Güneş tepeyi aşarken köyün huysuz ihtiyarı elma bahçesine giren çocukları kovalamakla meşguldü. Artık ömrünün son demlerini yaşayan huysuz ihtiyar elma bahçeleri olan güzel bir eve sahipti. Oğlu, gelini ve torunları ile beraber yaşayan ihtiyar bahçesine elma yemeye gelen köyün çocuklarına elma yemelerine izin vermez, onları taş atarak ve kötü sözler söylerek bahçesinden kovardı. Köyün çocuklarıyla arkadaş olan torunu ise bu duruma hep üzülürdü.”Dedem izin verse de çocuklar da elma yese, ne olurdu sanki.” diye hep hayıflanırdı.Bir gün yine köyün çocukları canları elma yemek istemiş, bahçeye dalmışlardı. Bahçesini gözetleyen cimri dede hemen evinden koşarak “sizi gidi zındıklar, defolun burdan” diyerek onları kovalamaya başladı. Çocukların en zayıfı olan Ahmet taş gelmesin diye hem koşup hem kendini korurken ayağı burkulup yerde yuvarlandı. Ayağı çok acımış olmalı ki ağlamaya başladı. Ağzından da “inşallah seninde ayağın sakatlanır cimri dede” sözleri çıktı. Torunu onun bu sözlerini duydu. Aradan çok zaman geçti. Ahmet’in ayağı iyileşmiş ama çocuklar “elması da onun olsun. ” diyerek bir daha bahçeye girmemeye karar vermişlerdi.”Ne olmuş sanki bir iki elma yemişsek bu kadar cimri olunur mu?” diye de konuşuyorlardı. Bunları onlarla arkadaş olan torunu duyuyor ve çok üzülüyordu.Günlerden bir gün dede teras katında bahçeyi gözetlerken birinin ağaca çıktığını gördü.”Yine mi siz geldiniz zındık çocuklar” diyerek sinirli ve aceleyle alt kata inerken merdivenlerden yuvarlandı. Onun sesini duyan torunu hemen ağaçtan inip dedesini yerde yatar şekilde görünce babasına haber verdi. Sonra dedeyi hastaneye götürdüler. Dedenin ayağı kırılmıştı. Doktor uzun süre yatakta yatmasını söyledi. Yaşının da ileri olması sebebiyle iyileşmesi uzun sürecekti. Aradan bir hafta geçtikten sonra torunu elma ağacından elmayi toplamış, aile toplanıp elma yiyordu. Torunu birden “ah dede ne olsa izin verseydin, o zaman Ahmet sana beddua etmez, senin de ayağın kırılmazdı.” dedi ve onun taş atması sebebiyle Ahmet’in düştüğünü ve o akşam Ahmet’in söylediklerini anlattı. Dede “göz hakkı onların ki ne olacak ki izin verseydin.” diye dedesine sitem edince. İhtiyar düşüncelere daldı. “Keşke” dedi ihtiyar. “Keşke böyle yapmasaydım. Zaten bu dünyada mülk geçici hepsi Allah’ın. Onun malını kulundan sakladım böyle bela geldi başıma.” diye düşündü. “Hem o çocuğun o akşam ettiği dua kabul olmuştu. Allah garip, yetim ve çocukların duasını kabul eder tabii. Ahh akılsız başım keşke böyle yapmasaydım. ” dedi kendi kendine. Ertesi günü köyün bütün çocuklarını bahçeye çağırıp kendi elleriyle onlara ikram etti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: