Beni Burada Arama Anne/ Alpen Nur




Şimdi fonda
Öksüz bir türkü
Can veren suda
İbrahim öldü.

“Beni burada arama
arama anne”

İnsan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçermiş, diye bir söz vardı ya doğruymuş. Bir de gözlerini açınca dünyada ilk karşılaştığı insanı ararmış gözleri.
Yunus değilim ki bir balık gelip kurtarsın! Umut tükenince başlıyormuş film demek ki!

Buraya kadarmış! Ah anneciğim şimdi canın nasıl da yanacak! Kardeşimin acısından sonra bu ikinci acıyı kaldırabilecek misin bilemiyorum. Helalleşemedik de seninle. Karşı kıyıya geçince haber edecektim. Babamın bugünkü ameliyatını soracaktım. Altı çocuk babası olmak kolay mı?

Çok zorluklarla okuttu beni biliyorum. Hakim olduğumda ne kadar da mutlu olmuştu. Görevden atıldığımı duyduğunda da bir o kadar yıkım yaşadı. Hele hapse düştüğümde…
Sonuçta vücudu kaldırmadı işte bu badireyi.

Film şeridi akarken çocukluk yıllarımı ve anne babamın telaşlı hayatını görüyorum. Öğrenciliğimi, harçlığımı çıkarmak için çırıpınışlarımı… Hayata dair çocukluk sevinçlerimi… Umutlarımı bir de…

Büyüyünce anne-babamın sırtındaki yükü tamamen alma, hatta bütün toplumun mutlu olmasını sağlayacak biri olma umutlarımı… Öğrencilik yıllarımdaki gittiğim dershaneyi… Okulumu, arkadaşlarımı, fedakar öğretmenlerimi… Topluma ait umutlarımı onlarda görüşümü…
Kardeşimin ölümünde annemin ellerini dizlerine vura vura feryat edişini, sesinin kısılışını… babamı odada gizlice ağlarken yakalayışımı…

Sonra meslek başarılarımı, adil olma vicdanlaşmalarımı… Meslekten atılır atılmaz bir de hapsedilişimi. İlk günlerin sıcaklığıyla yan koğuştaki katillerin koğuş duvarımıza vurarak “bunları bize verin biz halledelim” naralarını… İftiraya uğrayarak bir insanın hayatının altüst oluşunun taravmalarını… Hele bu iftiranın en yetkili muktedir siyasetçilerin eliyle olması…

Eşimin ailesinin eşimi benden koparması… Çaresizliğin katmerlenmesi… Koğuşlarda Yusuf halleri… Kendini her gördüklerinde “İbrahim, putları kıran kim?” dizelerini tekrarlayan dostları ve dostlukları…
Zira her mazluma zulüm, bir putu kırar; her mazlumun ölümü bir dağı yararmış.

Ah annem!
Hayatın her sahnesinde yine senin resmin beliriyor. Ak düşmüş saçların beliriyor gözlerimde. Nedense zihnimde resmin her belirdiğinde zihin fonumda, “saçlarına yıldız düşmüş koparma anne” türküsü çalıyor. Hapishanedeyken ilk görüşüme gelişin, uzun görüş koridorunda heyecanlı gözlerle beni arayışın… Bu manzarada türkü ne kadar da anlam kazanmıştı.

“beni burada arama, arama anne
Kapıda adımı, adımı sorma”

Görüş günü mutlulukları, ve tahliye… Annemin dünyalara değer mutluluğu… Geçen yıl eşimin ailesine rağmen bana dönmesi ve yeniden evlenmemizle aynı mutluluğun gözlerinde yeniden coşkunlaşması…

Sonra hayata tutunma gayretleri… Zeytinyağı vs satarak hayatta kalma gayretleri… İş kapılarından kovulmalar… Dost bilinenlerin, akrabaların sırt dönmeleri… Damgalanmışlığın getirdiği kısıtlı bir hayat. Sigortalı işe girememe, sağlık sigortasından yoksun olma… Sonra, suyun ötesine dair umutlar. Hayat arkadaşımla yepyeni bir hayat özlemi…

Gece karanlığında heyecanla bir sürat teknesine biniş… Gün doğunca, yeniden hapse düşme, işsiz kalma, horlanma, dışlanmaların hepsinin biteceği güne uyanma hayali…

Olmadı işte anne!
Sana aynı derinlikli ikinci bir evlat acısı yaşatacağım için üzgünüm. Şimdi kimbilir; “Beni burada arama, arama anne” diyeceğim bir dünyalık mezarım da olmayacak belki!

Film şeridi tükeniyor. Meğer ne kadar kısaymış hayat filminin şeridi! Bütün ömür filmi birkaç saniye sürüyormuş meğer.

Sevdiceğim de benimle dibe batıyor.

Ah sevdiceğim, hayatıma renk katan taze umudum! Demek kader bizi bu son için biraraya getirdi.

İnsan hayata ilk gözünü açtığında gördüğü ilk kişi (anne) hayatının en anlamlı kişisi oluyormuş ya gözlerini hayata kapatırken de son gördüğü kişi ahirette karşılaşacağı ilk kişi olurmuş derler. Dibe doğru süzülürken sevdiceğim bana bakıyor. Gözleri bende donup kalmış. Gözlerimi ayırmıyorum ondan. En son onu göreyim diye.

“Allahım, Şahadet ederim ki Senden başka İlah yok. Muhammed Aleyhisselam da senin resulündür.” yeni bir umuda yöneliyorum. Öyle ya, “ölüm bir yok oluş değil, hiçlik değil.”

Bizim gerçek mutluluğumuz diğer aleme saklanmış olmalı umuduyla gözlerimi ayırmıyorum sevdiceğimin donuk gözlerinden.
Sanırım tükeniyorum. Gözlerim do…….

Şimdi fonda
Öksüz bir türkü
Can veren suda
İbrahim öldü.

“Beni burada arama
Arama anne.”



Beni Burada Arama Anne/ Alpen Nur” için bir yanıt

Add yours

  1. Çok güzel dizeler.
    Anne babalarinı düşünüyorum şuan.
    Hayat,artik vakti doldurmak icin geciyordur.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: