Pandemi / Adem Yağmur


Dedem vefat ettiğinde çok üzülmüştüm. Beni parka götürecek birinin olmamasına mı üzüldüm yoksa onun yokluğuna mı üzüldüm?   O zamana ait bu duyguyu şimdilerde  sorgular oldum. Galiba beni parka götürmesini sevdiğim için dedemi evdekilerden daha çok seviyordum.

Dedemin vefatından sonra anneannem çok durgunlaşmıştı. Beni severek teselli bulduğunu söylesede eski tadı kalmamıştı. Sabahleyin benim sesimi duyar duymaz bana “Guzuuum” diye seslenir yeni güne yanaklarımdan alacağı öpücüklerle başlarsa o gün mutlu bir gün geçireceğine inanırdı.

Babamla annem konuşurlarken duymuştum, Ölüm bulaşıcıymış, özellikle sevenlerin arasında bu durum daha da etkiliymiş. Bunu duyunca çok şaşırmıştım çünkü dedemi çok seviyordum. Ben de ölecek miydim, ölünce onu görecek miydim? Bu tür düşüncelerin içerinden çıkamıyordum. Bir gün anneme bu konuyu açtım, ” Anne ben ölecek miyim?” diye sordum. Annem ” nereden çıktı şimdi bu?” diyerek  sorumu cevapsız bırakmıştı ama bana sarılarak, beni öpüp koklayamayı da ihmal etmemişti. ” Ben dedemi çok seviyordum, onun için sordum dedim.”  Bir kaç gün sonra anneme sorduğum soruyu biraz değiştirerek  anneanneme de sordum.   “Ölüm, sevenler arsında bulaşıcıymış, ben dedemi çok seviyorum, bende ölecek miyim?”  dedim.  “O nasıl söz öyle guzuuum” dedi ve beni öperken sesinin titrediğini ve bir kaç damla göz yaşının yüzüme dokunduğunu hissettim.
Dedemin veda etmeden gidişi bana soğuk ve yağışlı sonbahar mevsimini hatırlatırdı. Pencerenin kenarına oturup yağan yağmurun rüzgarla cama çarpmasını hüzünle izlerdim. O an kimse bana dokunmasın, beni rahatsız etmesin isterdim aksi halde dedemi hatırlatan duygunun beni terkedeceğinden korkuyordum.

Dedemden her bahis açılmasında hüzün bulutları gelir anneannemin üzerinde kümelenirdi. Yaklaşık  bir yıl sonra anneanem de vefat etti.  Uykusunda vefat etmişti. Ben odasına her girdiğimde odanın bir düzen içerinde olduğunu görürdüm. O günde odası düzenliydi, kendisinden sonraya kimseye bir iş bırakmamıştı. Şimdi daha iyi anlıyorum ki sevenlerden biri vefat ederse ölüm onun sevdiğine bulaşıyor. Ömrün son demleri denen ihtiyarlık, eşlerin birbirine bağlılığını öyle bir artırıyor ki bu bağ  bebekle anne arasındaki bağ oluyordu. Annesini kaybeden bebek gibi eşini kaybeden biri de öksüz yetim kalırmış. Göçmen kuşlar kışın güneye daha sıcak bölgelere göç ederken uçamayacak durumda olan yaşlı ya da hasta kuşları eşleri bekler, o yıl göç kervanına katılmazlarmış. Çetin geçen kışın sonunda ikiside vefat edermiş.

Sevmek ve ölmek kelimelerinin ilk hecelerini birleştirince seven ölürmüş dedi birisi.

  Dünyadaki ilk insan öldüğünde, acaba ikinci ölen kişi onu en çok seven kişi miydi?

   Sevmek için ölmek mi ya da sevdiğini yaşatmak mı gerekiyor? Ölmek ve yaşamak. Bu bir birine zıt olan iki kelime birbirine neden tercih edilir ki?

    Ölmek terk etmek mi terk edilmek mi? Her ikisi arasında bir yer olsa gerek. Bir dostum bana birgün herşeyi hatta annemin benim için hazırladığı sıcacık yatağı bir kış günü terk etmek zorunda kalmıştım demiş, sürgün hayatların mülteci yaşamların terk etmekle başladığını söylemişti. Her uğradığım yer bir sonraki için terk edilecek bir mekandan öteye gitmiyordu. Bir gün kendimi terk edeceğim bu dünyaya ve kimse bunun farkında olmayacak. Aslında bütün terk etmeler büyük bir ayrılığın hazırlıklarıydı.

    Senden sonra herşeyin olağan bir şekilde devam ettiğini bilememek hatta daha iyi olduğunu anlayamamak. Sessizce bir gidiş oluyor ama senden sonrakiler sessizliği bozmamaya çalışıyor olsada üç gün sonra herşey normale dönüyor.
    Sessizce gidenler birlikte hareket etseler acaba ölümün başka bir şekle evrilmesini sağlayabilirler miydi?
     Bulaşcı bir ölümün etkisi yaşayanlarda hüzünlü bir iz bırakabilir miydi? Hiç zannetmiyorum.
     Ölen birisi olduğunda bugünde ölmedim çok şükür diyenler oluyor muydu?
    Bir gün haberlerde ölümün hızla yayıldığını, ölü birini gören herkesin hızlı bir şekilde öldüğünü duyabilecek miydik ama ölü birini görende mutlaka ölüyordu. Kafam bu konuda biraz karışık, ama ben artık ölümün bulaşıcı olduğuna inanıyorum.  Benden başka ölümün bulaşıcı olduğuna inananlar var mıydı acaba?

Adem Yağmur



Kategoriler:Adem Yağmur, Deneme, Hikaye

1 reply

  1. Neden bilmiyorum ama buraya çok şey yazmak istedim hatta yazdım tekrar sildim ama en çok düşündüm . Kaleminize sağlık 🌹

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: