Sarhoş Ahmet / Gökhan Bozkuş



   Cam kenarında elektrikli bir kazan dururdu. Orada şekerli yemişler kavrulur, bütün sokak susamların, çerezlerin kokusu ile dolardı. Çerezci eline tahta bir kaşık alır, kazanın dibine yapışan bademleri, fıstıkları, fındıkları, leblebileri büyük bir aşkla karıştırırdı. Bunu yaparken de yoldan geçenlere tebessüm eder, bakışlarıyla onları içeriye buyur ederdi.

  Camın tam karşısında kaldırım ile yol arasında bir ıhlamur ağacı ve altında da tahtadan bir oturak vardı. Bazen orada serçeler, bazen kargalar, bazen dinlenmek isteyen turistler çoğu zaman da Bulgar Ahmet otururdu. Saçları beyaz, yüzü kırış kırıştı. Göz altlarında ise sanki iki çukur kazılmıştı. Yanından hiç eksik etmediği pazar çantası, şişeler içindi. Sokak sokak dolaşır, yol kenarlarına bırakılmış ya da çöplere atılmış şişeleri toplar, marketlere götürerek oradaki geri dönüşüm kutularında paraya çevirir ve aldığı paralarla da işaret parmağı büyüklüğünde içki şişelerinden alırdı. Çoğu zaman küçük şişeli içkileri ıhlamur ağacının yanındaki oturağın üzerinde içer, boş şişeleri de ağacın dibine atardı. Küçüklerin geri dönüşümü yoktu. Olsa onları da değerlendirirdi.

  Çerezci, Ahmet’e kızıyor yine de bir şey diyemiyordu. Dükkânın tam karşısındaki ağacın dibinde akşamları onlarca yeşil yeşil, minik minik şişe görmek canını sıkıyordu elbette. Ama Ahmet’e kızamıyordu. Belinden aşağı düşen eski, kirli pantolonuna; yol kenarında bulduğu belli olan, ayaklarına büyük gelen sürüye sürüye yürüdüğü ayakkabılarına bakıyor, acıyordu ona.

Bir cumartesi akşamıydı. Büyük makinede kavurduğu, dışarıda soğuması için bıraktığı tuzlu siyah çekirdekleri poşetlerken hissetti Ahmet’in geldiğini. Onun kendine has bir yürüyüş musikisi vardı. Bir tekerleği havada olan pazar arabasının takırtısı, sürüye sürüye taşıdığı ayakkabıları ve boş şişelerin sesleri birbirine karışınca onun geldiğini anlıyordu. Çerez dükkânının hemen yanında birkaç ahşap masa, sandalye vardı. Müşteriler orada oturur çaylarını, kahvelerini orada içer, Türkiye’den gelen lokumları orada denerlerdi. İşte o masalardan birinin üzerinde bebek yıkama leğeni olarak üretilmiş ama şimdi çerezcide yemişlerin soğumasını sağlayan uzun leğenlerdeki tuzlu siyah çekirdekleri poşete koyarken tam karşısına oturdu Ahmet. Yine çok içtiği belliydi. Ayakta zor duruyordu. Üstelik çok kokuyordu. Ellerini kaldırdı hızlıca ve dua etmeye başladı çerezciye. Bu her zaman olurdu. Allah’ın ismini bu sokakta en çok Ahmet’ten duyardı. Kirli bir bardak ve içinde tertemiz, dupduru bir su. Çerezci duaya ellerini kaldırarak eşlik etti. Sarhoş bir evsizin dualarına huşu ile âmin dedi. O âmin dedikçe coştu Ahmet. Az önce akşam namazını kılmış, seccadesini katlamış, içerideki buzdolabının üzerindeki rafa koymuş olan çerezci şimdi Ahmet’in duası ile yüreğini yıkıyordu.

“Ahmet abi bir şey söylemek istiyorum sana. Çok güzel bir kalbe sahipsin. Ben çalıştığım için Rewe’nin üzerindeki camide vakit namazlarına gidemiyorum. Sen oraya gidip orada da dua ediyor musun”

“Gidiyorum bazen. Bana çok kötü davranıyorlar, beni almak istemiyorlar. Ama yine de gidiyorum. İnsanların az olduğu zamanlarda gidiyorum. Ne zaman gitsem tutamıyorum  kendimiçok ağlıyorum. Ben geldim kapına bu kirli halime diyorum. İçimi sen biliyorsun. Beni en iyi sen alıyorsun, diyorum.” Bunları derken de hem ağlıyor hem titriyordu. Onun hhikâyesini az çok biliyordu çerezci. Bu yüzden yadırgamıyor, onu kıracak bir şey dememeye özen gösteriyordu.

“Ahmet abi açsan yan taraftan sana sıcak bir çorba söyleyeyim. İsmail abiye sesleneyim hemen.”

Düşmek üzere olan pantolonun bir kenarını yukarıya doğru çekti, ayakkabılarını sürüye sürüye, önüne düşen gölgesine basa basa fırının olduğu yöne doğru gitti. Giderken de çerezciye:

” Aç değilim. Allah sana bol rızık versin.” dedi.

O giderken çerezcinin dilinde Erzurumlu İbrahim Hakkı’dan dizeler:

Hakkı gel sırrını eyleme zahir,

Olmak ister isen bu yolda mahir,

Harabat ehlini hor görme şakir,

Defineye malik viraneler var.




Kategoriler:Deneme, Gökhan Bozkuş, Hikaye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: