Tarçın Nerede? / Gülçin Beyza Yalçın



-Vellezine amenü ve amilüssalihati senüdhılühüm cennatin tecri min tahtihal enharü halidine fiha ebeda….
-Sadakallühülaziimm…
-Huhhuuu… huhhhuuu…
Bugünlük okunan cüz biterken Tarçın yine pencerelerden birinde her zamanki yerine kurularak mukabeleyi sonuna kadar dinledi. Kocaman gözlerini açıp kapatarak başını bir periskop gibi 200 derece döndürdü. Sonra da Medine fukarası gibi sağ tarafına eğip yukarı aşağı hızla birkaç kere indirip kaldırdı.
Mukabele boyunca kıpırdamadan mukabele dinleyen Tarçın, geldiği gibi sessizce ayrıldı pencereden. Koğuştakiler onun mukabele dinlediği yere Makam-ı Tarçın ismini koydular. Gün boyu ortada görünmeyen ancak akşamlar saat on bir civarından sonra hareketlenen Tarçın Ramazan boyunca neredeyse her gün makamına kurularak Kuran-ı Kerim dinledi.
Akşam iftar telaşı yaşanırken o da evceğizinde oturup beton bahçeyi gözetlemeye devam etti. Pandemi dolayısı ile tüm dünyada hatta Kabe’de bile kılınamadığı halde koğuştakilere nasip olan cemaatle Teravih namazlarını balkonundan seyretti.
Tarçın kim mi?
O koğuşun ev sahibesi baykuş hanımefendi. Her akşam kiracısı öğrencileri kontrol etmeye çıkan site yöneticisi emekli albay modunda koğuşu kontrole çıkarken Ramazan ayında gündüzleri de konuk olmaya başladı. Ama onun ev sahipliğinden kimse şikâyetçi değil. Meraklı gözlerle başını sağa sola yatırıp öne arkaya döndürerek dikkatle incelemekten başka bir aksiyonu yok. Çünkü o da yeni kiracılarından pek memnun.
Şimdiye değin böyle kiracılara denk gelmemişti hiç Tarçın. Genelde ipten kazıktan kurtulmuş, feleğin çemberinden geçip suçun her türlüsünde ihtisas yapmış, destursuz yanından geçilemeyecek tipler bir gecede apar topar tahliye edildi. Pandemi mi ne varmış. Onun için infaz kânununda yapılan değişiklikle gerçek suçlular toplum içine salıverildi. Yerlerine yeni kiracılar geldi.
Sessiz – sakin, edepli, okumuş – yazmış çocuklar. Hepsinin de mesleği var.
Tarçın’ın duymadığı meslekler ama. O şimdiye kadar koğuşunda kalanlardan “askıcı, tufacı, kasacı, dümenci, kancık-çarık” gibi meslekler duyduydu ya bunları hiç bilmiyordu.
Koğuşa geleli beri saçlarını uzatan sarışın uzun boylu yakışıklı delikanlı yüzbaşı imiş mesela. Her sabah su bidonları ile antrenman yapan orta yaşlı beyefendi ise askerî savcı. Boş kaldığı her fırsatta rengârenk boncuklarla bileklikler ören saçlarının tepesi açılmaya yüz tutmuş esmer beyefendi ise akademisyen.
Bir beyefendi daha var oğlu ile beraber geldi. Öğretmen diyorlar onun için, oğlu da bilgisayar mühendisi imiş. Bir de milletin gelip orasını burasını dinlettikleri göbekli ak saçlı bir bey var doktormuş.
Suçları ise daha da bir garip. Konserve fabrikası olan bir beyefendi himmet mi ne vermiş. Rüşvet falan gibi bir şey mi anlamadı ki Tarçın. Buraya genelde habersizce ödünç(!) alanlar gelirdi ya da zorla alan. Ha bir de Afrika’da su kuyusu açmak için bağış yapan bir bey var mühendis imiş.
Sonra iki kızını okuttuğu için suçlanan bir adamcağız var, okul meğerse terörist(!) yetiştiriyormuş. Çok garip ama aynı sınıfta kızı olan bir başka veli şu anda milletvekili imiş.
Daha neler neler. Adli tıp uzmanı, albay, dekan, çiftçi, işçi, oto tamircisi… Birbirinden garip meslekler. Şimdiye değin buralarda görmediği duymadığı mesleklerden insanlar, duyunca hayret ettiği suçlamalardan dolayı burada. Himmet vermek, bağış yapmak, çocuğunu okula göndermek, sohbete gitmek, sendikaya üye olmak hatta ankesörlü telefondan aranmak gibi garip suçlar.
Bakalım daha neler görecek Tarçın …
Tarçın atasından dedesinden kendisine kalan arsaya ceza infaz kurumu yapılınca evsiz kaldıydı. Hani müteahhitler arsa karşılığı daire verir ya ona da bu koğuş verildi sonra. Yani “Al bu senin evin.” diyen olmadı da o sahiplendi. Çatıya yakın plakaların arasında kalan küçücük bir boşluktan içeri girerek kendi yuvasını da oraya kurdu.
Naapsın geçim dünyası.
Ona Tarçın ismini kim neden koydu bilen yok. Her yeni gelen tutuklu onu bu isimle tanıdı. Belki de cinsiyetini kestiremedikleri için böyle bir isim koydular. Ya da tüylerinin renginden dolayı. Aslında Huriye ismi çok daha yakışır ama artık herkes onu Tarçın diye biliyor.
Koğuştakilerin aileleri telefon görüşmelerinde Tarçın’a da selam söylüyorlar.
Tarçın bunca utangaç olmasa koğuşun neşesi olacak ama gündüzleri ortada görünmeyi sevmiyor. Akşam iyice karanlık basınca hareketleniyor. Ahenkli sesi gecenin karanlığında dalga dalga yayılırken koğuş sakinleri o sırada günlük işlerini bitirmiş yatmaya hazırlanıyor oluyorlar genellikle.
Sonra birdenbire Tarçın ortadan kayboldu. Koğuş sakinleri endişe ile beklemeye başladılar. Başına bir şey gelmesi endişesini dillendirmeye korkarak her akşam kulak kabartıp dışarıdan gelecek sesleri dinlediler.
Beton duvarlar Çin Seddi gibi uzanıp gökyüzünü mendil kadar bir parçaya bölerken ses mi geçirecek ki? Soracak kimse de yok.
Ama bir gece… Tarçının boğuk ama ahenkli sesi beton bahçede yankılanınca koğuştakilerin yüzüne bir tebessüm dalgası yayıldı. Derin bir oh çektiler.
Tarçının sesi soluğunun neden kesildiği ise birkaç gün sonra belli oldu.
Huhhuu… Huhhuuu… vıcckk… hıcckk… huucckk…
Tarçın’ın haşmetli sesinin yanında incecik bir ses daha belli belirsiz bahçe duvarına ulaşamadan havada kayboluyordu. Ama dikkatli kulaklar bu sesi kaçırmadı. Ses, gün geçtikçe daha duyulur hale geldi. Anlaşıldı ki Tarçın anne olmuş. Böylece cinsiyeti konusundaki kafa karışıklığı da tamamen bitti.
Koğuş işi gücü bıraktı Tarçın’ının yavrusunu görmeye odaklandı. Tarçın ise yenidoğan bebeğini köşe bucak paparazzilerden kaçıran ünlüler gibi yavrusunu kaçırdı da görmek kimseye nasip olmadı.
Ev sahibi olmanın ağırlığını taşıyan Tarçın hiçbir zaman ciddiyetinden ödün vermese de koğuştakiler ona maskot muamelesi yapmaya devam etti. Tarçın kendisine yönelik sevgi hitaplarına, seslenmelerine muhatap olup da dönüp bakmadı bile. Ancak kendi istediği zaman kıvrak boyun hareketleri ile başını döndüre döndüre koğuştakileri seyretti.
Sonunda biten Ramazan ile beraber mukabelenin de sonuna gelindi. O güne kadar çoğunlukla gelip Kuran-ı Kerimi dinleyen Tarçın hatim yapıldığı gün bahçeye inmedi.
Koğuşu aldı mı bir merak.
Herkesin aklındaki ve dilindeki soru bu.
-Tarçın nerede?
-Tarçın hatim merasimine neden iştirak etmedi?
Bu konuda muhtelif fikirler olsa da çoğunluk, evladı yüzünden bir işi çıktığını düşünüyor.
Belki de Tarçın, vedaları sevmediği ve bu beyefendi koğuş sakinlerinin tahliye olmalarına çok sevinmesine rağmen ayrılıklarına üzüleceği için şimdiden evceğizine çekildi.
Kim bilir?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: