Dertli Arkadaşım / Emin O. Uygur


Dertli bir arkadaşım o benim. Dört kız babası. Yurt dışında çalıştı bir süre. İnsanca yaşamaktan ve salih dairede kalmaktan başka bir derdi olmadı. Güzel konuşur, güzel hareket eder. Sözleri daha ağzından çıkmadan akıl ve mantık süzgecinden geçmiştir çoktan. “Kimseye zarar gelmez ondan.” demek onun için israf-ı kelam olur.  

Büyük kızı yurt dışında evlendi. Onun küçüğü bir yıl önce vefat etti. On yıl çekti kızcağız hastalıktan. Bir doktorun yanlış müdahalesinden kapmıştı hastalığı. Sebepti tabi bu. Ama zordu. Çalıştığı kurum kapatıldıktan sonra işsiz kaldı. Bir küçük ilçede hayata tutunmaya çalıştılar bir süre. Çok zordu. Yol kenarlarında eski arabası ile çerez sattı. Bir süre sonra da içeri misafir oldu birçok kader arkadaşı gibi.

Yüzünden tebessüm eksik olmadı hayatı boyunca. O kadar sıkıntıya rağmen ne zaman konuşsa yine canlı ve tebessümlü konuşmaya devam etti. Telefonu ben çaldırsam bile onun hâl hatır sorması benimkini bastırır. Ama ben bilirim onun içini. Bilirim genç kızını kaybetmenin içinde estirdiği tarifi imkânsız fırtınaları. Bilirim ne zahmetlerle yurt dışında okuttuğu kızını yıllardır görememenin döktürdüğü gözyaşlarını. Bilirim ilk göz ağrısı kızını görüntülü görüşme ile nikahlamanın verdiği sevinçle karışık gariplik havasını. Evin sahibesinin, hanım efendinin çektiklerini yazmama gerek yok diye düşünüyorum. Dertli arkadaşımın çektiğinin en az bir mislini de o çekiyordur zaten.

İşinden olduktan sonra hasta kızını doktora götürmüştü. Evinden epeyce uzakta idi. Hastanede iken telefonu çaldı. Eşi arıyordu. Sesi kötü idi. Ağlıyordu. Eve gelmişlerdi. Arkadaşı evde bulamayınca evin anahtarını değiştirmişlerdi.

-Eve girmek istiyorsanız eşin gelip teslim olsun.

-Eşim kaçmadı ki, kızım hasta onu hastaneye götürdü. İki güne gelir.

-Biz anlamayız. Gelince alırsınız anahtarı.

-Biz nerede kalacağız çocuklarla, hiç Allah korkusu yok mu sizde?

-Biz bilmeyiz onu.

Kızının hastalığına mı yansındı, eşinin ve diğer iki kızının sokakta kalışına mı? Apar topar döndüler ilçeye. Hasta kızın tedavisi de yarım kalmıştı. Eşi ve çocukları bir arkadaşlarında kalmışlardı iki gün. Gelince hemen gidip teslim oldu. Eşi evin anahtarını aldı ama artık neye yarardı? Çocukları alıp abisinin köyüne gitti o da.

Arkadaşım içerden çıktıktan bir süre sonra hasta kızı vefat etti. Çok zor günlerdi. Yol kenarında çerez da satamazdı artık. Eski arabası da yoktu. Aradan bir yıl kadar bir süre geçmişti ki bu sefer köydeki yaşlı babası vefat etti. Korona günleri. Kimse kimseyi görmüyordu. Gariplik orada da yanında idi. Üç beş kişi gidip mezara emanet ettiler babasını.

Dertli arkadaşım ki o benim hacı abimdir, son zamanlarda çok bunalmış. Bir çıkış arıyor kendisine. Bir ara yanıma gelmek istediğini söyledi. Ben çok sevindim. Ve sonra bu yazıyı yazdım. Okuyanlar dua etsinler diye.

eminosmanuygur



Kategoriler:Emin Osman Uygur, Hikaye

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: