Susarsın Bazen / Gökhan Bozkuş


Susarsın bazen…

   Gördüğün her şey konuşur derdi, ninem. Her nesne kendi dili ile konuşur. Sema; yağmur olur, bulut olur konuşur. Toprak; yatak olur, ev olur, sofra olur konuşur. Yollar; el olur, dil olur konuşur. Bitki konuşur,  hayvan konuşur. Ama bildiğimiz manada sadece ama sadece insanlar konuşur. Bir gün bir filmde izlemiştim. Çocuk annesine , ben en çok susanların konuşmasını seviyorum, demişti. Onlar daha çok şey anlatıyorlardı ona. Bu sahne öğretmenliğimin ilk yılında hayatımda çok derin iz bırakan ve beni yazmaya daha da yaklaştıran Serhat’a götürüyordu. Onun bir gece ansızın kaybolması ve sonra sonsuza kadar susması ve sonra duyduklarım ve sonra aldığım notlar ve sonra bir roman karakterine dönüşmesi. Bir gün başka bir yazımda Serhat’ın öz hikayesini de yazayım ama bugün susarsın diye başladım ya diyeceklerim var dertleşelim istiyorum. Serhat’tan da söz edeceğim uzun uzun, başka zaman.

Susarsın bazen…
Şu anda bu satırları hangi zaman diliminde , hangi iklimde, hangi saatlerde ve nerede okuyorsun bilmiyorum. Belki trende bir yere gidiyorsun belki de evde cam kenarında oturmuş bilgisayarda ya da cep telefonundan okuyorsun.

Susarsın bazen…

Kelimelerin kuş… Ve sen her birinin kanatlarını birer birer bağlarsın. Onlar içinde uçmak isterken sen bir boşluğa bakar ve ağlarsın. Hani bir söz vardı. “İnsan darılmış küsmeyi bulmuş ;bir şey diyememiş susmayı bulmuş. ” İşte senin de olur bazen darılmaların. Senin de olur anlam veremeyişlerin yaşananlara. Kelimelerin iki tarafı bilenmiş birer bıçak olup dolu gibi tapır tapır havadan yağması ve hassas gönülleri kanatması seni yaralar da bari ben susayım dersin de kapatırsın gözlerini.

Susarsın bazen ve kitaplara kaçarsın. Tutarsın Quasimodo’nun ellerinden ve ona su verirsin. Renas’a uğrar Kevok’u sorarsın. Paula’nın kulaklarına hayalen fısıldar.  ‘Merak etme asil insan, Ferdinand eve dönecek.’  dersin. Şarkılara, türkülere misafir olursun. Sadık Gürbüz türkü söyler de sen de tekrar edersin onunla.

“Bu ne ağır acı gerçek içimde dağlar çöküyor.

Etrafında bahar çiçek dalları yaprak döküyor”

Sonra ayağa kalkarsın. Ve raftan Kuran’ı alırsın. Okumaya başlarsın. Ve durduğun ilk ayetin mealini okumak gelir içinden .
“Sizin yanınızdaki tükenir, Allahın yanındaki ise bâkîdir, elbette biz o sabredenlere yaptıkları amelin daha güzeliyle ecirlerini muhakkak vereceğiz” ayeti ile derinleşir suskunluğun ve ayetin ismi alır bu sefer de seni götürür başka yerlere. Nahl demek bal demek evet. Ve bal arıların sunduğudur sana. Arılar sözcüğü o an Bukowski’yi misafir eder de zihnine ve sen bir ders de ondan alır susarsın.

Susmak en çok anlatmaktır, söylediği kelimelerin şiddetini bilmeyenlere…

Ve biliyorsun sen sessizlik de çok şey anlatır. Öyle diyor Mehmed Uzun:

“Sessizliğin sesi duyulmaz, hissedilir; kulaklar değil, ruh ve yürek duyar onu.”



Kategoriler:Deneme, Gökhan Bozkuş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: