Kalk Ey Düğümünden Gözyaşları Damlayan / Gökhan Bozkuş


Kalk Ey Düğümünden Gözyaşları Damlayan

   Bu yazdıklarımı bir mektup gibi mi okursun, bir dostun hasbihali gibi mi ya da ne yazdığını bilmeyen bir zavallının hezeyanları mı bilemeyeceğim. Ama ne olur azizim başlarken yorulma ve bitir diyeceklerimi.

Belim acıyordu geçen gün. Yürüyemiyordum. Sırtımın orta yerinde bir düğüm vardı da kalkma diyordu sanki. Eğilmek sorun, kalkmak sorun. Ve geçti bir hafta sonra.

Bu hal yeni imgelerle tanıştırdı beni. Bu hal ile bazı türkülerin,  bazı mısraların perdesi aralandı zihnimde. Siyah beyaz bazı tablolara renk geldi, diyebilirim.

Kopuşlarımız geldi gözlerimin önüne. Daha doğrusu koparılışlarımız azizim. Ve her kopuşta yeniden yeniden attığımız düğümler geldi gözlerimin önüne. Umutla  sabırla attığımız düğümler. Hisle,  hevesle attığımız düğümler. Sonra bir Çin atasözü geldi misafir oldu zihnime. ” Kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsanız, ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine o düğümdür.”
Koptukça düğümler atıyor ve yürüyoruz ya hani. İşte belimdeki o düğümle yürümeye çalışırken odanın ortasında Sabahattin Ali’yi düşündüm bir an. Bilgisayarda bir türkü sesi geliyordu ve söyleyen de Zülfü Livaneli idi.  Sabahattin Ali’den ‘Leylim Ley’ okuyordu. İstersen sen de bu yazdıklarımı o türkü eşliğinde okuyabilirsin şimdi. Sabahattin Ali’yi düşündüm ve
‘Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni’

   Mısralarını okudum. Ve daldan kopan kuru yapraklardan ziyade geçen yıl bahçede açan çiçeklerin kuruyan yerlerinden toprağa saçılan tohumların şimdi bambaşka yerlerde çiçekler açacağını düşündüm.

Bahar geliyordu çünkü. Biz koptuk belki azizim. Acıdır kopuşlar ama kuru yaprak olmayacağız,diyordu iç sesim. Tohum olacağız, tohum olmalıyım diyordu. Belimdeki düğüm ise bir çiftçinin beline sardığı buğdaylar neden olmasın. Hani bir dansçı edasıyla avucundan tarlaya savrulan buğdaylar…

Kalk ey koptuğu yerlerinden düğümler olan
Kalk ey o düğümleri ile yer yer iki büklüm olan.

Bahar bizi bekliyor.

Ve çocuklar
Ve bugünün çeşmesine dudak dayayan yarınlar.

Kalk ey düğümlerine bakıp ağlayan
Kalk ve Niyazi Mısrî’ye kulak ver

Bahr içinde katreyim bahr oldu hayran bana
Ferş içinde zerreyim arş oldu seyran bana
Dost göründü çun ayan kalmadı bir şey nihan
Tufan olursa cihan bir katre tufan bana
Surette ne’m var benim sirettedir madenim
Kopsa kıyamet bugün gelmez perişan bana
Kaf-ı dil ankasıyım sırrın aşinasıyım
Endişelen hasıyım ad oldu insan bana
Niyazi’nin dilinden Yunus’durur söyleyen
Herkese çun can gerek Yunus durur can bana



Kategoriler:Deneme, Gökhan Bozkuş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: