Taşı En Günahsız Olanınız Atsın / Hüseyin Selçuk


Herkes bana cinsel bir obje olarak bakıyordu. Ben ne yapabilirdim ki bana yaklaşan iyiliğine değil kadınlığıma yaklaşıyordu. Konuşmaları bile o amaçlıydı ama ben buna fırsat vermiyordum ta ki bugüne kadar. Bir anlık nefis  beni buraya itti ve şu an içinden çıkılmaz bir haldeyim. Herkes elinde taş, sokak sokak gezdiriyor beni ve cezam belli: Recm. Ama bugün farklı birini arıyorlar, ona soracaklarmış ne yapalım diye. Herhalde bu  din tüccarlarının işine çomak sokuyormuş. Diyorlar ki bulacakları kişi, “Taşlayın!” derse bizim kitabı kabul eder ve söyledikleri yalan olur “Taşlamayın!” derse kitaba karşı gelir yani yasaya. Biz de onu yargılar asarız diyorlar. Yani iki türlü ben de o da ölecekti. 

Aslında evet yapmamam gerekti, toplumun yapısı böyle böyle bozuluyordu. Kimin çocuğu kimden bilinmiyordu ama bir kere olmuş ve pişman olunmuşsa affetmek neden olmasın? Hem ben tek kişi değildim ki, orada bir de erkek vardı. Onun da taşlanması gerekmiyor muydu? Bu işin tek faili ben değildim ki.

Derken beni sokak sokak gezdirdikten sonra bu meseleyi soracakları kişiyi buldular. Toprağa eğilmiş bir şeyler yazıyordu ve etrafında öğrencileri onu bekliyordu. Doğrudan hemen sordular: “Bunu zina ederken yakaladık, yasaya göre recm etmeliyiz, sen ne dersin?”

O an durdu, yazı yazmayı yavaşça bıraktı. Bana baktı, ta gözlerimin içine baktı… Acımıştı sanki bana. Ağlıyordum affet diye ama biliyordum ikimiz de ölecektik, ikimize de çıkış bırakmamışlardı. Toplum benim namus bekçim olmuştu. Bana baktıktan  sonra kafasını yere çevirdi ve yere bir şeyler yazmaya devam etti. Öğrencileri, halk ve din tüccarları merakla bekliyordu. Derken o muhteşem söz ağzından çıktı: “İçinizde en günahsız kim ise ilk taşı o atsın!”Bir anda ortam sessizleşti. Yüzüme tükürenler, elinde taşla beni bekleyenler ve bir insanın ölümünden zevk duyup izlemek isteyenlerin hepsi susmuştu. Avazı çıkmış gibi bana bağıran türlü türlü küfür edenler, namussuzsun diyenlerin hepsi susmuştu. 

Herkes içine dönmüştü sanki. Bir iç hesaplaşma başlamıştı. Kim en günahsızdı ya da günahı olmayan var mıydı? İlk kim atacaktı taşı? O günahsız kimdi? Derken arkadan yaşlı mı yaşlı bir adam yavaşça terk etti orayı ve diğerleri de teker teker onu takip etti. En son olarak iki yargıç çıktı. İnanılmazdı bu, o adamla ben kalmıştım geriye. Birkaç dakika önce ikimiz de ölecekken şimdi yalnız kalmış ve ölmemiştik. Ben bunları düşünürken o, yere bir şeyler yazmaya devam ediyordu. Yavaşça kafasını kaldırdı, etrafına baktı sonra da bana döndü ve “Kimse seni yargılamadı mı?” diye sordu. Kimsenin yargılamadığını ve herkesin tek tek gittiğini söylediğimde, “O zaman git, ben de seni yargılamayacağım!” dedikten sonra, “Ama bir daha da yapma! Kötü bir şey yapmak sana yakışmıyor.” dedi.

 Öyle şeyler söylüyordu ki şaşırmıştım. Şimdi yaptığımdan korktuğum için değil gerçekten yanlış olduğundan pişman olmuştum. Ağlamaya başlamıştım, dayanamadım sordum, “Sen kimsin, ismin nedir, neyi savunuyorsun?”

 Dedi, “Adım Meryem oğlu İsa’dır. Beni izlemek istiyorsan şu üç şeyi unutma: Sevgi, umut ve iman.” Ve sonra ekledi, “Birini yargılarken ilk önce kendine bak!”  Ardından toprağa yazı yazmaya devam etti…

Hüseyin Selçuk



Kategoriler:Hikaye, Sizden Gelenler

1 reply

  1. Gönlüne aifyet…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: