Hatıra /Adem Yağmur



Nerede nasıl biteceğini bilemediğim eksik kalmış bir hatırayı tamamlamak için yaşıyorum.
Kesintiler halinde anlatılacak yaşamlar biriktiriyorum.
Benden sonrasında yaşayanların zihninde belli bir süre kalacağım, hiçbir bölümünün sahibi olamayacağım belki, anlatanların kendilerini anlatıp beni anlattığını zannettiği serüvenler…
Ellerimde şekillenen ama tam anlamıyla anlatıcının dillerinde vücut bulan anılarım.
Kendi zamanımı arşınlıyorum hatıralarımın mekanlarını geziyorum.
Hatıralarımın varislerine yani dostlarıma sık sık uğruyorum, onlara küçük küçük hediyeler veriyorum, hal ve hatırlarını soruyorum, memnun oluyorlar. Bu hediyeler; onlar beni güzel anılarla yâd etsinler diye değil de hâlâ gönüllerinde yer vermelerinden dolayı…
Dünyada kalamıyoruz, işin aslı dünyadan geçiyoruz.
Hayat denilen şey, ölümden artakalan yaşanmış bir tecrübenin bakiyesi…
Zihnim talan olmuş rüyalar ülkesi gibi… Sınırlarını çizemediğim bir vatanın mensubuyum.
Rüyalarımı toparlayamıyorum zira aidiyet hissim felç olmuş, kendimi bir yere bağlı hissedemiyorum. Rüyalarımda kollarımı kanatlar misali açıp, özgürce sınırları geçip gidiyorum hiçbir yere konmak istemiyorum zira bir yere konmak göçmeye mani…
Göçmek üzere geldiğin halde konacağın yeri bilememek ama daima uçmak uçmak…
Dünya coğrafyasına hudutlar çizerek bölenler, düşmanlıkların, savaşların asıl sebebi mi diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Her şey sükutu giyinmiş bir gemi misali yol alıyor.
Sen gidersin geriye yalnızlık kalır.
Yalnızlık insanın yalın halidir.
Yeri doldurulamayandır yalnızlık, kendisi ile arandaki tek şey sensin…
Bıraktığın, geride kaldığı için mi hatıradır ya da geride kalanın sende bıraktığı mı hatıradır?
Her yaşanmışlık, ömrünü bir ev misali tuğla tuğla örer ama onun içinde kendine yer bulamazsın, hep o evin dışında kalır en nihayetinde o da sana el sallar senden sonra geriye sadece bir hatıra kalır.
O hatıralar evi sensiz yaşar ama onu anan herkes orada seni yaşatmaya çalışır fakat sen yoksun…
Çalınmayı bekleyen bir kapı, çınlayan bir kulak, uzaklara dalan bir çift göz, o’na benzeyen her şeyde bir kalp çırpıntısı, her boş yere konuveren bir hayal, adının anılması istenen, özlenen, beklenen, eksik kalan her şeye eklenen ama yine de tamamlanamayan bir yokluktur hatıra…



Kategoriler:Adem Yağmur, Deneme

9 replies

  1. Tebrikler ederim. Yine bizi derinlere götürdünüz. Yeni yazıları sabırsızlıkla bekliyorum…

    Beğen

  2. Wunderbar 👏👏👏

    Beğen

  3. Değerli yazar.
    Yine derin düşüncelere daldırınız bizleri…
    Yeni yazıları sabırsızlıkla bekliyorum…

    Beğen

  4. Tebrikler çok güzel bir yazı..

    Beğen

  5. Rabbim güzel duygu ve düşüncelerimizin
    Ve de güzel hatıralarımızın
    Devamını daim eylesin inş.
    Sonunu ve sonumuzu hayreyleye inş

    Beğen

  6. Kalbimize dokundun.
    Kalemine sağlık.

    Beğen

  7. Tatlı üslubunuzla duygularımıza tercüman olmuşsunuz Tebrikler

    Beğen

  8. Dünyada kalamıyoruz , işin aslı dünyadan geçiyoruz…
    👏🏻👏🏻👏🏻

    Beğen

  9. Çok naif bir yazı

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: