Beni Yirmi Sekiz Şubatçılar Değil Sizler Öldürdünüz / E. Osman Uygur


Gardiyan nasıl iştir bu? Bir ipiniz yok muydu? Bir ip. Hani ağaçlara
asılan türden. Hani kalın ve sağlam. Bir de yağlanır ki sorun olmasın.
Sandalyede infaz da ne demek gardiyan? Hani imam nerde? Neden gelmedi
imam? Son anımda bir imam gelseydi. Bana bir şeyler derdi belki. Hani
sen haklısın hani sen suçsuzsun hani sen neden buradasın falan. Ben de
ona bir şeyler derdim gardiyan. Ben de ona bir şeyler derdim. Derdim
var benim gardiyan derdim var. Ben imanımdan dolayı, imana hizmetimden
dolayı buradayım derdim. Bak Kuranım da burada derdim. Sen yine de
görevini yap lakin asıl sen kendine dikkat et derdim. Neyse gardiyan.
Sen anlamazsın bu işlerden. Senin bildiğin bir kaç kelime ve bir kaç
iş. Sana da bir şey diyebilseydim gardiyan. Beni anlasaydın biraz.
Bana da bir insan diye baksaydın. Ama sen kimden emir aldıysan ne bana
ne arkadaşlarıma hiç iyi davranmadın. İçinden gelerek böyle
davrandıysan yazık sana da.

İp getirmedin gardiyan. Ben de sandalyede ölüyorum bak. Sana da dert
olur mu ki bu? Sandalyede infaz mı olur gardiyan? Sen de gelseydin ben
ölürken ne iyi olurdu. Ben en son Kuran okudum bu dünyada. Dünyaya
Kuran ile elveda ettim gardiyan. Kuranım bana şahit. Kuranım bana
yoldaş. Sana kim sahip çıkacak gardiyan. Gelseydin görürdün sen de
Kuranın şahitliğini. İmama gerek yoktu zaten. Kuran vardı ya. Kuran
diyorum gardiyan anlıyor musun? Hani suç delili olarak emniyette
sergilenen kitap. Hani okunmasın diye bazı koğuşlardan çıkarılan
kitap. O beni terk etmemişti. Allah bana onu yoldaş etmişti. Ben onu
seviyorum. O da beni sevmiş demek ki. Ne mutlu bana. Bir şey anladın
mı gardiyan? Bir şey anladın mı?

Odamda bir kaç peçete var. Bir masa bir de beyaz plastik sandalye.
Ayağımda naylon terlik. Hani abdest alması kolay oluyor onunla. Namazı
tek başıma kılmaya da alışamadım ya. Gerçi son günlerde hep oturarak
kıldım namazını gardiyan. Namaz dedim de kusura bakma. Sen bilirsin
diye düşündüm. Buraya gelirken cami var ya yol üstünde. Orada kılınan
şey işte. Her gün beş vakit ezan da okunur. Duyarsın belki. Neyse
kusura bakma. Sözü çok uzaktım. İşte böyle gardiyan. Beni bir
sandalyede infaz ettin ya. Anlamadım gitti. Neden diye soracaktım ama
gelmedin gardiyan. Gelmedin. İp yok muydu gerçekten. İsteseniz ben bir
yerlerden bulur buluştururdum. Madem infaz edeceksiniz her şey uygun
olaydı.

Gardiyan sana bir şey diyeyim son olarak. Beni eşimden çocuklarımdan
ayırdınız. Beni onlara onları bana hasret yaşattınız. Sadece sen değil
tabi. Istersen bu mektubumu onlara da ver. Müdüre, savcıya, valiye…
Onlar da okusun da utansınlar. Bir ip bulamamış mıyız desinler.
Mustafa’yı sandalyede mi infaz etmişiz desinler. Utanırlar mı ki
gardiyan?

Utanmazlarsa utanmasınlar. Ben onları da seni de bekliyor olacağım
gardiyan. Bekliyor olacağım.

Emin Osman Uygur



Kategoriler:Emin Osman Uygur, Şiir

1 reply

  1. İnsanlığın öldüğü coğrafya kaderimiz oldu…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: