Mesleği Elinden Alınmış Öğretmenden Meslektaşlarına/ Salih Sungur Ceylan


Tüm hayallerimizi ertelemiştik bir insan daha yetişsin diye. Yıllarca bizi yetiştiren anne ve babamızın hayallerini de ertelemiştik başka anne ve babalar gülsün diye. Yüreğimizi açmıştık sadece bir sınıfa değil bütün dünya insanlarına, tüm dünya öğrencilerine. En zor zamanlarda onlarla idik, onlar büyürken kadri kıymet bilmeyeceklerdi bunu baştan biliyorduk. Naz çekmeye ta en baştan taliptik. Kırılmayacak darılmayacak gönül koymayacak ve hiçbir duamızdan eksik etmeyecektik onları. Zira; kırılan kırda kalır, darılan darda kalır ve yorulan yolda kalırdı. Sadece onlara değil onlarıın ailelerine onların yaşadıkları beldedeki insanlara ve hayat boyu mesul oldukları bütün insanlara dua edecektik ki mahşerde mahcup olmasınlar başları öne eğilmesin diye. Zira onlar bize bir ömür emanetti, 40 dakikalık derslerden çıktıktan sonra 40 yıl daha dua etmeye razı olacak bir gönülle yüzlerine bakıyorduk onların. Maaşımızın ne kadar olduğunu bilmiyor elimize geçerse yine onlara harcıyor ve başka bir hayali semtimize sokmuyorduk. Anne ve babamızın ailemizin isteklerini yerine getirmek bile aman kalpleri kırılmasında öğrencilerimizden geri kalmayalım niyeti ile idi. Bir fidan büyürken ona su yetiştirmenin Allah’ın özel bir nimeti olduğunu biliyor o yüzden dünya adına bir hesap yapmıyor bize bu nimeti verdiği için ona her gün şükür ediyorduk. Bazen yorulduğumuz oluyordu ama Bir öğrenci gelip de hocam dediği zaman hiçbir yorgunluktan eser kalmıyordu. Cennetten daha güzel bir cenneti insanların o güzel kalbini Cenabı Allah bize açmış ve nice güzel kalplerde bizleri yaşatıyordu. Bir baharımız vardı en güzel kiraz mevsimlerinin yaşıyor cennetten esen rüzgârlarla serinliyor, şu öğrenci şöyle bu öğrenci böyle nasıl bunlarla ilgilenelim diye istişare ediyor yine derdimizde derman buluyorduk. Bizler de bir anne ve babanın evladıydık. Bizlerin yetişmesi için bir çok Çile çekilmişti. Kimimiz yıllarca yatılı okullarda okumuş, Bazen cebimizde üç kuruşla idare etmiştik. Çektiğimiz bütün sıkıntıları bir anda unutmuş ve kendimizi o güzel sınıflarda öğrencilerin karşısında bulmuştuk. Cenabı Allah’tan daha ne isteyelim ki diye öğretmenler odasında birbirimize bilmem ki kaç kere söyledik bunu. Girdiğimiz dersler yetmeyince rüyalarda da Öğrencilerimize ders anlatıyor idik. Onların sorunlarını ailelerinden dinliyor ailelerinin bile bilmediği sırlarını biz biliyor adeta bir gönül köprüsünde yol tarif ediyorduk. İyiydik güzeldik bir sevdaya düşmüştük; hani diyor ya şair;

Zaman denilen bir meçhul kavram,
Ne yarım kalıyor bak ne de tam,
Duyguları ile kıvranan adam,
Yaşandıkça yaşanır bizim sevdamız.

Elest bezminde vurul o güle,
Hakikat iksirde sırrını dile,
Gönlünü sakın ha koyma yad ele,
Arandıkça bulunur bizim sevdamız.

Yağmur yüklü bulut yükünü almış,
kendini mevsimden mevsime salmış,
bir damla rahmetten nasipsiz kalmış, toprağa hayattır bizim sevdamız.

Deruni hislere bestekar ol git,
yağmurca ağlayıp bulutça dol git, biteceksen oğul bu sevdada bit,
yalnız onadır bizim sevdamız,
yalnız Allah’adır bizim sevdamız…

İşte böyle güzeldi bizim sevdamız. Mevlana gibi açtığımız gönüllerimizi şimdi bir Eyüp sabrında ikna etmeye çalışıyoruz.

O güzel günlerin yerini hicran dolu günler aldı. Hoyrat rüzgârlar esince elimizde yetişen kimi öğrenciler bile bir yalan hikayeye inandılar. Ve bizim dualarımız ayrı bir derinleşti ve onlar için hayal ettiklerimize yeni dualar eklemeye başladık.

Öğretmenlik yapamıyorduk artık elimizden cennetimiz alınmış gibi bir ateş içerisinde yandıkça yanıyor bize iftira eden insanlara karşı bile Cenabı Allah’tan mağfiret dileniyoruz. Zira böyle öğrenmiştik yıllarca kendisine Mekke’de Zülm edilmesine rağmen dönüp onları affeden Hazreti Peygamber’den böyle öğrenmiştik. Önemli olan bizim çektiğimiz sıkıntılar değil önemli olan bir insanın daha kurtulmasıydı. Yüreğimiz yansa ne olurdu ki belkide bu yangın büyük bir dua olacak nice günlerin yetişmesi için onların toprağına bizim külümüzü dökecekler. Yeterki bir insan daha yetişsin yeter ki bir gün daha açsın yeterki rahmet bulutundan bir damla daha düşsün.
Şimdi öğrencilerimizi sadece rüyalarda görüyor girdiğimiz derslere sadece rüyalarda giriyor ve yüreğimiz yanarak uyanıyor Allah’ım bir an önce bizi öğrencilerimize kavuştur diye dualar ediyoruz. Onların hatası ne olursa olsun hepsini affet diye Rabbimize yalvarıyor onun rahmetine sığınıyor ve emeklerimizi boşa çıkarmaması için tazarru ve niyaz ediyoruz.

Şimdi bizler yüzlerce insanla muhatapken bir anda boşta kaldık. Ama Enes bin Nadr gibi diyoruz Allah bize fırsat verirse Alimallah deliler gibi koşturacağız.

Dünyanın dört bir tarafında hala derse girebilen arkadaşlarımıza dualar ediyor onların öğrencilerinin kalbinin onlara açılması onların kalbinin de bu öğrencilere açılmasın ne olur Allah’ım diyoruz.

Ve onlardan biz boşta kalan öğretmenler olarak bir şey istiyoruz. Allah rızası için hiçbir öğrenciyi kenarda bırakmadan hepsinin her derdine deli divane gibi koşun. Aranızda idarecilik yapanlar Allah rızası için öğretmenlere karşı öğrencilere karşı kendi evladına merhamet eder gibi merhamet etsin. Öğretmenlik yapan arkadaşlar da bu gittiğimiz yolun güzelliği hakkı için başlarındaki insanların sözlerini dinleyip istişare ehli olsunlar. Bir öğrenciyi etkileyen en önemli şey öğretmendeki samimiyet ve gecelerde ki hicran ve sızlayıştır.

Elinizdeki imkan alınmadan Allah rızası için koşun koşabildiğiniz kadar. Allah sizi de emeklerinizi de öğrencilerinizi de türlü beladan saklasın. Birinizi bin eylesin.


Salih Sungur Ceylan



Kategoriler:Deneme, Şiir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: