Tespihim Sende Kalsın Akrem 4. BÖLÜM / Gökhan Bozkuş


TEN DAYS

“… önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim.” Diyordu Dostoyevski, Yeraltından Notlar kitabında.
Ve şimdi benim de önümde uzun, upuzun bir duvar ve üzerinde de bir ülke vardı. Nasıl tasvir edebilirim size, onun acziyetini yaşıyorum şimdi. Loş bir koğuşta sıra sıra ranzaların üzerinde, sırt çantasını yastık ederek uzanmış olan ben; karşıdaki duvarda, duvarın içindeki resimde kaybolan ben şimdi o çizgileri nasıl aktarabilirim zihinlerinize onun ıstırabını yaşıyorum. Birkaç gün kalacağız demişti Mehmet. Birkaç gün kalacaksınız demişti bizi karşılayan Naim abi. Ama ya bu duvar. Ya bu hasret çizgileri. Birkaç günün eseri olamazdı bu kocaman resim. Büyük harflerle BANGLADEŞ yazıyordu ve uçak vardı. Ve okul… Ve her huzurlu çizimde olan ırmak. Çizen belki huzurlu değildi ama yurdunu, ama köyünü, ama evini o duvara rengarenk çizerek kim bilir ne kadar haz duyuyordu.
Oğuz Atay, Tutunamayanlar romanında “Bana boş boş oturup duvar izlettiren herkese kırgınım” diyordu ya… Ben şimdi derste anlattığım o romanın bir parçası olmuş ve duvarı izliyordum. Bir an bir sıcaklık hissettim ve garip bir ürperti… “Hello” dedi tam arkamdaki ranzada oturan adam. Koğuşa girdiğimizde hemen yanımda duran adamdı o. Hello , dedim ve ürktüm. Ama belli ki konuşmak istiyordu. Yeni bir simaydık bizler onun için. Dışarıdan geliyorduk. Biz dış, o içti. Biz bulutları taze görmüştük o ise boş boş duvarlara bakan Tutunamayanlardan soluk yüzlü, gri saçlı bir Selim Işık’tı. Pakistanlıydı. Mehmet’in İngilizcesi ile anlaşabildik onunla. Mühendismiş. Ve on gündür buradaymış. “Ten Days”


Orada kaldığımız süre boyunca ne yaşadıysak hepsini ama hepsini bütün detaylarıyla not aldım ama hemen arkamdaki ranzada yatan o Pakistanlının ismini not almadım. Çünkü onu defterime Ten Days olarak yazmıştım. Pakistan’dan biri daha vardı. On beş, on altı yaşlarında zayıf bir çocuk. Adı Salman idi. Güzel bir Türkçesi vardı. Meğer aylardır burada kalıyorlarmış. Ve mühendis olan on günden sonra bırakmış saymayı. Ne saat var ne de telefon. Karanlık bir koğuş , kirli duvarlar ve çocuk sesleri… Farklı milletlerden , farklı renklerden çocukların sesleri… Bırakmış saymayı. Bırakmış zihnine sayıları istiflemeyi. On günü sabitlemiş ve her sorana “Ten Days” diyormuş. Salman gülerek anlatıyordu ama mühendis acı acı bakıyordu yüzüme ve neler neler anlatıyordu. O gri saçlı adam Edip Cansever oluyordu adeta ve ‘Bilmez miyim Hiç’ şiirini okuyordu sanki. Salman “Ten Days” sözünü tekrar ede ede okurken ben o şiiri duyar gibi oluyordum soluk yüzlü Pakistanlının suretinde.
“Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
Sürüyle kuş havalanıyor defnelerin içinden
Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri”
Dağılıp gitmişler her biri bir yana
Kuşlar gibi, onlar da
Benimse ne gideceğim bir yer”
 
Naim abi ve Ali Bayram geldiler sonra. Ranzalar yan yana sıralandığı için her birisinin alt katı birer küçük oda ve üst katı ise havadar birer balkon, teras ve mescit idi. Mehmet, ben, Naim abi ve Ali Bayram şimdi o terasta diz dize, yüz yüze sohbet ediyorduk. Her şeyi birer birer anlattı bize Naim abi.
Tuvalet nerede… Oradaki hangi musluktan su içilir, hangisinden içilmez… Kıble hangi yönde… Yemek saatleri nasıl… Ve en önemli soru ve cevabı…
Biz de mi Ten Days zikrinin müdavimi mi olacaktık burada , yoksa çıkacak mıydık ?



Kategoriler:Gökhan Bozkuş, Hatıra

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: