Zamanı mı Şimdi? / Emin Osman Uygur


Bizim topraklar çoraklaştı Sebastian. Uzun hikaye. Anlatmak çok zor.
Ama zaten sen de farkındasın bazı şeylerin. Geçen gün bir olayla eski
bir hatıra canladı gözümde. Şİmdi ikisini de birleştirip yazıyorum
sana.

1990’lar. Anneannem yani hatın anam, son günlerini yaşıyordu. Oğulları
olmasına rağmen o kızının evinde idi. Teyzem ilçemizin daha sonra
mahallesi olacak bir kasabasında yaşıyordu. Durumları iyi değildi.
Küçük eski bir evleri vardı. Ama gönülleri geniş insanlardı. Önceden
bir müddet annemlerde de kalmıştı hatın anam. Ama annemin çok hassas
yapısı annesini o halde görmeye imkan vermiyordu. Bu yüzden teyzem
alıp götürmüştü hatın anamı. Dayılarım çok ilgilenmezlerdi hatın
anamla. Şehirde gönül insanı Allah dostu bir zat yaşıyordu o günlerde.
Onun vesilesi ile biraz olsun manevi hava esiyordu şehirde. Ama
insanlar o havaya girecek kadar ilgili değillerdi o menevi atmosfere.
O zat de son güzel insanlardandı eski geleneğin yetiştirdiği. Dayımın
biri o zatın sohbetlerine katılırdı ama bir yandan da siyasi
çizgilerde oynardı. Hatın anamın hasta olduğu ve fani dünyada son
günlerini yaşadığı zaman dilimi idi. Dayım bir gün o zatın yanında
iken bir iş için Ankara’ya gideceğinden bahsetmiş. O zat da ona,
”Şimdi Ankara’ya gitmenin zamanı değil.” demiş. Ama dayım anlamamış
tabi. O Ankara’ya gittiği günlerde hatın anam teyzemin evinde vefat
etmişti.

Aradan yıllar geçti. 2020 oldu. Hatın anama bakan teyzem değil de onun
büyüğü olan teyzem hasta oldu. Yaşı da epey ileri idi zaten. Son ay
içinde kızları ve oğulları yanıdaydı. Uzakta olanlar da gelip
gidiyorlardı. İki kızı vardı. Biri uzakta idi. Teyzem artık konuşamaz
olunca o da gelmişti. Ancak kardeşleri orada olduğu için çok kalmak
istemiyordu. Oğlunu yeni nişanlamışlardı. Biraz da onun heyecanı
vardı. Birkaç gün kalıp geri dönmüştü. O sırada teyzem bir gün biraz
kendine gelince etrafında oğullarını, kızını ve gelinlerini görmüş.
Ama uzaktaki kızının olmadığını fark etmiş. Onu sormuş. Birisi yavaşça
ve tebessüm ederek, ‘kızın oğlunu evlendirip gelecek’ demiş. Teyzem o
halde iken, demek ki aklı başında imiş, ‘şimdi o işin zamanı mı?’
demiş. Ve tabi ki bir gün akşama doğru teyzem ruhunun ufkuna yürürken
o kızı acı haberi telefondan alıyordu.

İnsan acelecidir(ve kâne’l insanu acûla’) buyuruyor Kuran-ı Kerim.
Acele edin demek değil bu. Dikkat edin demek. Acele şeytan işidir
meşhur olmuştur. Siz Almanların da bir sözü var. ‘Acele ile zarar
kardeştir.’ gibi. Yanlış olduysa lütfen tashih et Sebastian. Evet bazı
işler vardır ki acele edilmesi gerekir. O işin gereği odur. Ama hayat
gerçekten teenni ile devam ediyor. İtidal üzere devam ediyor. Ortadoğu
insanları olarak bizlerde eksik olan bir yön bu. Bunu tadil
edebilirsek bir çok şeyi de yoluna koymuş oluruz sanki.

Evet Sebastian, sizler uzun yıllardan beri akıl vadisinde hakikat
çiçeklerine doğru yol alırken bizler kendi hislerimizin siluetlerinde
kaybolduk. Aslında elimizde sönmez bir ışık vardı. Ama onu bir
yerlerde kaybettik. Bilmiyorum bulur muyuz ama artık onu birlikte
buluruz diye düşünüyorum. Ne dersin?
Eminou



Kategoriler:Şiir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: