Fil Avcılarına Yem Olmak / Gökhan Bozkuş


Bir gün çocuklarla bir yere gidiyorduk. Küçük oğlum sirk ilanını gösterdi bana. Bir kürenin üzerinde kocaman bir fil ve yanında bir şovmen,  ona halkalar uzatıyordu. Baba fil bunu nasıl yapabiliyor, dedi. Ona fillerin ve sirk hayvanlarının küçükken eğitilmeye başladığını anlatmaya çalıştım. Ama bakışları bana ‘ikna olmadım baba’ der gibiydi. Bir öfke , bir belirsizlik vardı yüzünde. O kocaman filin o hale düşmesine kimbilir o da üzülüyordu. O akşam masal anlatırken onlara bir fili anlattım. Masaldaki fil olabildiğince azametli ve güçlüydü.  Kısacası aziz dost… Fil gibi fildi işte…

Gelelim sirkte oyuncak haline gelen fillere ve fil avcılarının hikayesine.

Filler hemen hemen her gün aynı yolu kullanırmış.  Giderken kullandıkları yol , gelirken kullandıkları yol hep aynı olurmuş. Bunu bilen fil avcıları da fillerin geçtiği yere tuzak kurarmış. Kocaman çukurlar kazar üzerini çalılar, yapraklarla örter ve beklermiş. Biraz sonra gelen fillerden özellikle zayıf olanlar o kuyulara düşermiş.
Kuyuya düşen fiillerin yanına kapkara kıyafetleri giyen fil avcıları gelir ,onları sopalarla dövermiş . Aç ,susuz bırakılan filler derileri kanayıncaya kadar dayak yermiş. Sonra o kapkara kıyafetli avcılar gider kıyafetlerini değiştirir beyaz (ak) kıyafetler giyer ve yanlarında da fillerin en sevdiği yiyeceklerle gelerek filleri beslermiş. Kanayan derilerini okşar, kulaklarını sıvazlar meyveler verirlermiş. Sonraki gün yine siyah kıyafetler giyerek gelir ve fillere yine eziyet etmeye başlarlar. Eziyet faslından sonra yine beyaz kıyafetlerle geldiklerinde ve yine güzel yiyeceklerle geldiklerinde artık filler için sorgusuz sualsiz bir güven ve itaat dönemi başlarmış. Beyaz kıyafetli avcılar filleri kuyulardan çıkarır,  kendi memleketlerine götürür ve filler ölünceye kadar onları kendi işlerinde kullanırlarmış. Sorgusuz bu güvenin neticesi ölene kadar bir kölelik olarak devam etmiş. Şimdi aziz dost , bu hikayeyi neden aktardım. Fil avcıları ve filler bilmiyorum tanıdık geldi mi sana. Somut yüzlerce örnek sıralayabilirim insanlık tarihinde.  Av olan sadece filler değil insanlar da. Kendisine zulmedenle kendisine zulmederken kol kanat geren, kahramanlaşan ; yerine göre gazeteci,  yerine göre politikacı, yerine göre aktivist, yerine göre de kendisi gibi mağdur bir boya ile renkten renge giren nice fil avcıları her zaman diliminde olmuştur. Ve peşlerine sürükleyecekleri filleri iştahla bekliyorlar her zaman. Bu yazıyı okuyarak herkese potansiyel fil avcısı gibi bakmak elbet de yanlış.  Ama geçmişteki derslerden yola çıkarak uyanık olmak ve övgüde, güvende temkinli olmak da şart. 

Aldanmak insanoğlunun değişmez öyküsü . Ve İnsan Aldandı , yaşanmakta olan bir roman. Uyanık olmak , insanlara karşı ölçülü olmak en iyisi.



Kategoriler:Deneme, Gökhan Bozkuş

3 replies

  1. gerçekten imtihan yeri bu dünya. yoksa nasıl izah edilir bu kadar facia? acılar çekiyor bütün canlılar. belki de cansız dediğimiz varlklar… ve nihayet buluyor her acı da her sevinç de bu dünyada. ve sonra ebediyet her duygu için. ama doğru dersiniz uyanık olmalı. plan kuranların planları ancak sessiz bir sessizlikte duyulur. yani geceleri uyanık olanlar bilir o planları…

    Beğen

  2. Harika bir tespit;
    “Sorgusuz güvenin neticesi ölene kadar kölelik”
    Allah’ ın en büyük nimeti olan aklı ( onu ilahlaştırmadan ) kullanmak ve sorgulamak, hatalara düşmeyi engeller.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: